🎆 Konya Yöresine Ait Türküler Ve Hikayeleri
Ayşe Hopal yazdı : Suzan Suzi - Elazığ SONSÖZ - Haftalık Bağımsız Siyasi Gazete
Konyave yöresine ait türkülerin isimleri aşağıdadır. 42 - Konya ve Yöresine Ait Türküler. Konuyu açan YoRuMSuZ; Açılış tarihi 28 Nsn 2016; Etiketler
KonyaTürküsü •Konya ve yakın çevresindeki bazı yörelerde icra edilen bu çevreye özgü çalınış ve söyleniş özelliklerine sahip türkülerdir. •Konya türkülerinde hançereyi* seri bir biçimde hareket ettirmek suretiyle trilli ve vibratolu bir icra esastır. •*hançere: ağız boşluğunda sesin oluştuğu yer.
Sivasın Yolları. Evvel zamanda Sivas ilinden bir kervancı Halep'ten mal getirir. Tam üç yıldır kervancılar yurtlarından, baba ocaklarından ayrı düşmüşlerdir. Kervancılar Halep'ten aylarca yol ala ala, en sonunda, karlı fırtınalı bir kış günü Sivas'la Kayseri arası yıkık bir Selçuk hanına kendilerini zor atarlar
Antalyam August 26, 2015 ·. YÖREMİZE AİT TÜRKÜLER VE HİKAYELERİ. ELİF BACI NİNNİSİ ( ANTALYA YÖRESİ ) Elif Bacı, Göktepe Yaylası'nın en güzel kadınıydı. Kocası askere gitmişti. Kundağındaki oğlu Ali ile obada yalnız başına kalıvermişti. Göktepe Yaylası'na güz geldimi, göç başlar.
KonyaTürkülerindeki Konular. The Journal of Academic Social Science Studies International Journal of Social Science Volume 6 Issue 4, p. 743-758, April 2013 KONYA TÜRKÜLERİNDEKİ KONULAR SUBJECTS IN KONYA FOLK MUSIC SONGS Öğr. Gör. Dr. Timur VURAL Necmettin Erbakan Üniv. Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fak.
AşanBilir Karlı Dağın Ardını (Telli Senem İle Yazıcı Oğlu Osman Ağa) Her biri bilinmez bir mezar şimdi.Mezar taşları ürpertir,ürkütür insanı.Ama beni,o hassas melteme bile dayanamayacak kadar hafif vucutları,yüreklerinin çektikleri,katlandıkları ve yaşadıkları dillere destan, ateş dolu, acı dolu hayatları daha çok ürpertmiştir hep.Mezar taşlarından daha
KonyaAnnem Beni Kaldırmışsın Atmışsın. TRT Repertuar No: 02759. Kaynak Kişi: Nuri Cennet Derleyen: Mehmet Özbek. Notaya Alan: Mehmet Özbek. türkü sözü. türkü notası. Konya Beyşehir/Balkana Köyü Aşağıdan Gelir Sandık. TRT Repertuar No: 01393.
Baldane Orhan (2021) "Beyşehir Yöresinde Türk Halk Kültürü", Tarih, Kültür, Sanat, Turizm, Sanayi ve Ticaret Şehri Beyşehir, Editör: Prof. Dr. Hüseyin
bMP2y. Konya’da zil veya kaşıkla yalnız kadınlar oynar. Kaşıklarla erkeklerde oyuna çıkabilir. Hemen bütün oyunlarda zil veya kaşık kullanılır, yalnız figürleri değişir, saz meydan sazı, cura yahut bağlama eşlik edebilir. Yörede başlıca oyun çeşitleri şunlardır İnce Çayır, Küstüm, Sekelim Kızlar, Aksinli, Karanfil, Aman Madam Hoş Geldin, Ustam Kim İdi?, Limo, Karabiber, Kazanoğlu, Develi, Süpürgesi Yoncadan, Sille, Konyalı. Bunlardan başka bir de “dönme” denilen oyun vardır ki ney, saz veya tanbur çalınırken oynanır. Dönme oynanırken Mevl’na Peşrevi çalınır. Fakat, bu oyun sem’ töreninden kalmalığı dolayısıyla öbür oyunlardan ayrı ve ciddi bir anış karakteri taşır. Konya oyunlarında kadınlar ipek şalvar üzerine “içlik” denilen yarım cepken giyerler. Kimi de içlik yerine “delme” bağlanır. Akşehir Tuzlukçu köyünde kadınlar veya erkekler 10 – 20 kişilik gruplar halinde yalnız def çalınarak oynarlar. Sadece oyun dedikleri bu raksın başka bir adı yoktur. Eller yukarda olduğu halde, söylenen bir türkünün tartımına göre oynarlar. Engili köyünde Sallama denilen oyunu def çalınırken oynarlar. Kadınlara mahsus ve 4, 8 kişilik toplu oyundur. Doğan hisar köyünde İnce Kırma oyunu cura, ud, keman ve def gibi çalgılarla yürütülür. 2 – 4 kişilik toplu oyundur. Erkeklere mahsus alup düğün ve bayramlarda oynanır. Bir de Kalkıma Kalgıma oyunu vardır. Aynı çalgı takımıyla 2 veya 3 kişi birlikte düğün, bayram ve millî şenlik günlerinde oynarlar. Erkekler ayrı, kadınlar kendi meclisinde. Bise köyünde Kalgıma oyunu vardır. Davul – trompet ve klarnet eşliğinde ikişer ikişer ve erkekler ayrı, kadınlar kendi meclisinde oynarlar. Bermende köyünde Aydın Zeybeği, Bermende Zeybeği, Harmandalı, Sallama, Konyalı adlı oyunlar yürütülür. Davul – zurna çalar. Bando ile de oynarlar. 1 – 4 kişi kalkar. Düğün ve sünnet düğünlerinde erkekler ayrı, kadınlar kendi aralarında yürütürler. Reis köyünde de Kalgıma oyunu vardır. Davul, klarnet, çalpara, trompet ve maşa topluluğu eşliğiyle yürütürler. Oyuna iki veya daha fazla kişi kalkar. 4, 6, 8 kişilik gruplar girer. Kadınlar kendi âlemlerinde eğlencelerinde oynarlar. Akait köyünde Sallamayı iki erkek oynar. Davul – klarnet, trompet, çalpara, yahut def veya bağlama, zillimaşa, keman çalarlar. Pek farklı oyun çeşitleri figürlerce yoktur. Bozkır Kaşıkla veya zilli oyun yürütülür. Keman, ud, saz veya kaval ile oynanır. Tek de, birlikte de oynanır; ikişer kişilik gruplar halinde. Kadınlar kendi meclislerinde, erkekler ayrı oynarlar. Şenlik, düğün ve umumî genel eğlencelerde oynarlar. Meselâ dere Köyde saz, cura, keman def çalarlar, ikişer, ikişer yürütülen Ahmet Yavaş oyunundan başka bir de Kırık Oyun denilen göbek atmalısı vardır. Bir veya iki kişi oynar. Grup halinde oynandığı da olur. Kadınlar kendi meclisinde oynarlar, bütün şenlik vesilelerinde. Pınarcık köyünde dört kişilik yerli oyun vardır. İki, üç kişiyle oynandığı da olur. Her türlü şenliklerde yer alır. Kadınlar kendi meclislerinde oynarlar. Soğucak köyünde oyuncular tahta kaşıklarla ve defçi eşliğinde oynarlar. Topluca oyuna girerler. İki kadın ve kız karşılıklı, erkeklerde kendi âleminde oynarlar. Düğünlerde, bu böyledir. Sarıoğlu köyünde Arap Oyunu dört kişiyle oynanır. Erkek oyunudur. Akçapınar köyünde Çalgı Oyunu denilen çeşit vardır. Ud, keman, saz ve def oyunda çalınır, iki, üç kişilik birlikte oyundur. Beş kişinin birlikte kalktıkları da olur. Ayrıca Develi Zeybek oynarlar. Oyun, her eğlentide yer alır. Koçaş köyünde davul – zurna ile halay çekerler. Düğün ve bayramlarda 15 – 20 kişi eskiden kalma bir görenek halinde halayda yer alırlar. Bunu kadınlar oynamaz. Sarku köyünde Sallama, Sektirme adlı oyunlar vardır. Toplu oyunlardır. Def, cura, saz, keman, ud çalarlar. İkişer ikişer kalkarlar. Kadınlar kendi meclislerinde oynarlar. Bir eğlence olup eski oturak âlemlerinden kalmadırlar. Ahırlı köyünde hususî özel adı olan ve belirli tertiple yürütülen oyun yoktur. Meyre köyünde Zeybek oynarlar. Kaşıklı oyun da vardır. Bağlama, meydan sazı ve def ile 2 – 4 kişi toplu oyuna kalkarlar. Zeybeği yalnız erkekler, kaşıklı oyunu ise erkeklerce veya kadınlar arasında yürütülür. Taşbaşı köyünde Sektirme denilen bir Zeybek çeşididir. Def, ud, keman, kanun çalarlar. 2, 4 6, 8 veya 10 çift birlikte oynarlar. Düğünlerde, açık havada erkeklere mahsustur özgü, özel, bir de oturak geleneğinin kalıntısı halinde kaşık veya zil oyunu vardır. Cura, saz ve ud ile tek ve en fazla dört kişi oynarlar. Kadınlar, en çok kendi meclisinde oynarlar. Ilgın Belekler köyünde def ve kaval ile Konyalı, Develi, Alime adlı oyunlar iki kişice oynanırlar. Oyuncunun biri erkek, öbürü kadın olabilir. İki kadın, iki erkek olmak üzere veya her cins kendi arasında dörder kişilik de olabilir. Kadınlarla oyun, erkek oturaklarında olur. Böylece orada karışık oyun da görülebilir. Halk, bu oyunlara çok bağlıdır. Hele gençler, kış hayatları kışın günlerini böyle eğlencelerle geçiriyorlar. Düğünlerde bütün kadınlar sabahlara kadar düğün evlerinde vakit zaman geçirirler. Düğün odalarını gençler ihya eder. Aşağı Çiğil köyünde Millî Oyun adlısı yalnız def ile oynanır. İkişer kişiliktir. Birkaç çift birlikte oynarlar. Fakat, erkekler ayrı oynarlar. Düğünlerde oynarlar. Balkı köyünde Düz ve Sekme adlı oyunlar vardır. Kaval ve def çalarken iki kişi oynar. Düğün ve başka toplantılarda. Kadınlar mutlaka kendi meclisinde oynarlar. Ereğli Burada ayrıca hususiyeti özelliği olan ve adlı çeşitler yoktur. Göbek atmalı oyunu türlü türkülerle yürütürler. Kadınlar mutlaka kendi aralarında oynar. Saz bulunmayan yerde sadece defçi çalıp söyler. Hep tek kişi oyuna çıkar. Karaman Konyalı oyunu denilen defli çeşit vardır. Köylerinde de durum budur. Ayrı adlı oyunları yoktur. Kaval ile def çalar, zil veya kaşıklarla oynanır. Bir veya iki kişi oyuna kalkar. Salur köyünde “kadınlar oyuna kaldırılmazsa gücenirler”. Konya Merkez İlçesi Sille’de “Sille düğün oyunu” iki kişi tarafından def veya udla oynanır. Kadın oyunudur. 35 yaşlarına kadar bütün kadınlar oynar. Fakat, kadın anne olunca ne kadar genç olursa olsun oyuna kalkmaz. Eskiden beri oynanır. Saz, ud ve def ile tek veya iki kişi tarafından yürütülür. Kiçi Muhsin köyünde “Millî Sektirme Raksı” vardır. İkişerli sıra ile def refakatında eşliğinde yalnız kadınlarca kendi meclislerinde oynanır. Düğünlerde gelin evinde birkaç saat sürer. Düğün evine gelen genç kızlar ve orta yaşlı kadınlar umumiyetle oynayıp gelin olan kızı eğlendirirler. Hatıp köyünde 5 – 40 erkek, zil ve kaşıklarla cura ve saz eşliğinde her şenlikte oynarlar. Kadınlar oynamaz. Zil veya kaşıklarla oyun; Zibek, Kazanoğlu cura, def ve davulla oynanır. Tekliden başka toplu oyunlar da olur 2, 4, 10 bayan olurdu. Örf ve âdetle al’kalı oyunlardı. Saideli Bunlar toplu oyunlardır ve halde günümüzde armonik eşliğinde yürütülüyorlar. Kız ve oğlan ikişer, üçer veya dörder karşılıklı oynarlar. Yani, karşılıklı ve karışık karma oyunlardır. Kolukısa köyünde Sallama denileni; tef, kaval yahut ince çalgıyla 2 – 4 kişi oynar. Kadınlar da kendi meclisinde oynarlar. İyi oynayanlar itibar kazanır ve görürler. Sille Tat köyünde Zeybek oynanır; kaval ve davulla. Altı kişilik topluluk düğün ve bayramlarda günün sevinci içinde halkı coşturur. Sızma köyünde bir veya iki erkek cura, saz, ud, kanun ve kemanla bazen bunların cümlesi tamamı takım hâlinde refakat ederek Konyalı Oyununu yürütürler. Başara köyünde Kaşık Oyunu vardır. Tek veya iki erkek tarafında saz ve cura ile oynanır. Silleme köyünde tek veya iki kişilik Kadın Oyunu ve Develi erkek oyunu vardır. Saz, cura, kanun, ud ve kemanla tek erkek oynar. Kadınlar ikişer, ikişer karşılıklı olmak üzere birlikte oynarlar. Bata köyünde Zeybek, Kesik İnce Çayır oynanır. Bellelü, Aldeden ve başkaları yapılır. Tek veya iki kişiyle saz, cura, ud keman, tef veya kırnata klarnet ile bazan tüm takım halinde yürütülürler. Kadınlar da, erkeklerde ayrı meclislerinde oynarlar. Karapınar Arısam köyünde kaval eşliğiyle kaşık oyunu yürütülür. 2 – 3 erkek kavalla, fakat kadınlar def ile oynarlar. Belli başlı bir oyuncu yoktur. Çünkü köyün her sekenesi halkı az çok da olsa oynar ve oyuna kalkar. Gölviran köyünde Sarı Yıldız, Fadimem oyunları di def ile birincisi tek, öbürü iki kadın tarafından oynanır. Kaşıklarla karşı karşıya yürütülür. Düğünlerde 5, 6 ve daha fazla erkek bir daire şeklini muhafaza ederler, Alay çekerler. Alaylara her delikanlı candan katılır. Karapınar ilçesinde oyunların ayrı ayrı adları yoktur. Türkü adlarıyla anılarlar. Oyun şekilleri türkülerin hengine bağlıdır. Bütün oyuncular çalgıdan başka türkülüdür de. en az def çalınır. Bütün oyunlar tek oynanır. Pek nâdiren ikişerlidir. Aynı oyunları kadınlar da kendi aralarında yürütürler. Oyunlar, düğünlere mahsus gibidir. H’dim Eğis köyünde Develi, Keklik oyunları def ile oynanırlar. Toplu oyunlarda 2, 3, 5, 10 kişi yer alırlar. Erkekler oynar. Bağbozumu, düğün ve bayramlarda oyuna kalkarlar. Seydişehir Karşılama, kadın oyunudur, çalgılı veya yalnız def ile iki kişi tarafından oynanır. Erkeklerden oynayanlar da vardır. Düğünlerde oynamak, gelenekten olduğu için mecburiyettir zorunludur. Hatıp nahiyesi Göden köyünde ellerin zil ve kaşık, maşa şakırtısıyla ayakta ve sözlere göre göbek atmalarla oyun yürütülür. Cura ve saz çalarlar, toplu oynanır. 3 – 100 kişi oyuna girebilir. Erkeklere mahsustur. Herhangi bir şenlik toplantısında oynanır. Gilisıra köyünde Bağlama, Küstü, Zeybek oyunları vardır. Def, maşa, teneke çalınır. Bir veya iki kişi oynar. Çocuklar 6 – 10 kişiyle oynarlar. Erkek ve kadınlar kendi ayrı meclislerinde yürütürler. Deste köyünde Bağlama, Küstü ve Zeybek def, maşa ve tenekeyle bir veya iki kişiyle oynanırlar. Kızılviran İnce Oyun; saz, ud, def veya tabla refakatıyla bir veya iki kişi tarafından karşılıklı zil veya kaşıklarla oynanır. Kadınlar kendi meclisinde kalkarlar. Beyşehir Manastır bucağında di basit “Orta Oyunu” vardır. İkişer, ikişer topluca kız ve kadınlar def çalarken yalnız düğünlerde oynarlar. Öteden beri görenektir. Erkekler oynamaz. Sarayönü L’dik köyünde günümüzde Halıcı bucağı raks hiç yoktur. Fakat aynı ilçenin Gözlü köyünde Halay Sekmesi yaparlar. Def ve ağız ahengiyle yürütülür. 15 – 25 kişilik gruplarla. Kadınlara mahsustur. Neşelenmekle ve bediî zevki güzel sanatlar zevkini tatminle al’kalıdır. Çiftçi, davarcı çoban ve süt sağıcı olan 15 – 25 yaşları arası kadınlardan köyün erkekler dışı bütün gençlerince oynanır. Çumra Akviran köyünde raksın adı sadece “oynamak”tır. Tef, tabla yuvarlak yemek tablası, düdük, kaval çalarken oynanır. Tek veya iki kişi kalkar. Kadınlar da kendi meclisinde oynarlar. Oyunuyla tanınmış yaşlı kimseler vardır. Erkeklerden de böyleleri öteden beri anılagelmişlerdir. Alibey Höyüğü’nde Püskürüm adlı köçek bilinir. Cura, saz, ud veya keman toplu yahut tek başına çalarken, 4, 7 kişi oynar. Erkek ve kadınlarca tek veya karışık olarak yürütülmesi örf ve âdet iktizasıdır gereğidir.
Aksaray Develisi 1 Yaklaşık 1900 yıllan... Temmuz güneşinin Anadolu'yu yakıp kavurduğu günlerde, Konya 'ya yakın köylerden birindeyiz. Bir evin temelleri yeni bitmek üzere. İri yan bir adam koca elleriyle güneşe inat, koca koca taşlan yontup, temeli yükseltmek için ha bire çalışmakla meşgul. Bir yandan da çamur isteyip, amelelere daha sıkı çalışmalarını tembih ediyor. Dört beş amele, bir ustaya çamur ve taş yetiştirmekte güçlük çekiyorlar. Etraf an kovanı gibi. Taş ve çekicin işlemenin ve işlenmenin verdiği hazla çıkardıkları ses, dalga dalga çevreye yayılıyor. İri yan koca elli adam bir terini siliyor, bir temele taş koyuyorken, gözü tulumbanın başında, su içme bahanesiyle oyalan ameleye takılır. Gümbür gümbür bir ses ile amelenin yüreğini oynatır. Amele hemen küreğini alıp çamur karıştırırken, ''Ne sert bir adam'' diye düşünür. Oysa bilmez ki, kaba saba adam diye tasvir ettiği kişi ne kadar ince ruhludur!.. Oysa bilmez ki, taş kıran kerpiç kesen o eller, kanun üzerinde dolaşırken, al yazmalı körpecik köylü kızının kınalı narin ellerinden farksız olduğunu!.. Nerden bilsin ki o koca elli adamın Gökmen Hasan Hüseyin Ağa olduğunu. Nerden bilsin ki, Gökmen Hasan Hüseyin Ağa'nın Konya'da namı olduğ1mu, Konya oturaklarının değişmez siması olduğunu. Ve yine bilmez ki, geleli daha birkaç gün olmasına rağmen, yüreğinin sıla hasretiyle çarptığını. Konya'yı, tozlu Aksinne'sini. Külahçı sokağının karşısındaki alçacık da köhne kerpiç evini. Muhabbetin pervasızca sunulduğu, günlerin haftaların kısaldığı Konya oturaklarını, "Şabab oğlan" türküsünü, ihvanını, yaranını özlediğini, kanun tellerin nağme olup gezinmeyi arzu ettiğini nerden bilsin ki?!.. O koca elli adam, Gökmen Hasan Hüseyin Ağa, bir yandan terini siliyor, bir yandan yonttuğu taşı itina ile yerine yerleştiriyor. Taş yontarken çekicin çıkardığı ses sanki akşam yakacağı türkünün, dillerden düşmeyecek türkünün, çığ çığlık habercisi idiler. Derken, güneş kızgınlığını yitirip gece ülkesine yolculuğunu hızlandırınca, işi bırakırlar. O koca elli, ruhu kanun telinde dolaşan adam, Gökmen Hasan Hüseyin Ağa, bulgur aşını yedikten sonra bir ''Kalıp carası2'' yakar. Başını aktaşa koyar, uzanır. Sigara dumanının adında Emmiler türküsü yankılanırken uyuya kalır. Rüyasında yaranı, kadınlar pazarında bir ara bekçilik yapan ''Gavur İmam'ı'' görür. Asıl adı Hüseyin olan Gavur İmam, o sıralar bir camide imamlık yapmaktadır. Her günkü gibi yatsı namazını kıldırıp, caminin kapısını kilitlemiş, başında sarığı, sırtında cüppesi, elinde şak şak tespih ile ağır ağır evine giderken birden irkilir!. Kulak kabartır?! Bir saz dövünmektedir uzaktan!.. Gavur İmam olduğu yere mıhlanır. Bir süre evi dinler. Evet! Evet! Artık şüphesi kalmamıştır, bir oturaktır bu. Olanca haşmetiyle dışarıya taşan ahenk onu cezbeder, eli gayri ihtiyari kapının tokmağına gider. O da ne?!.. Kapı açıktır, dalar. Bu bir bağ evidir. Daha iyi duyabilmek için, gider, pencerenin altına çöker. Şuh zil sesleri arasında, yanık yanık türkü söyleyen Gökmen Hasan Hüseyin Ağa'yı tanır; Eremedim vefasına dünyanın Bülbül konmuş sarayına Konya'nın Bunu duyan Gavur İmam, artık dayanamaz, kapıyı tıklatır, kapı açılır, içeri girer. Bir oturak kadını zarif, kıvrak hareketlerle, ayaklan adeta yere basmamacasına zil dövmektedir. Dem, nargile ve ahenk birbirlerine sinmiş; içeriyi tatlı bir sarhoşluk kaplamıştı. Gavur İmam, hemen kapının yanına çöktü ve terbiyeli sesiyle dövünmeye başladı; Eremedim vefasına dünyanın Bülbül konmuş sarayına Konya'nın; derken herkes onu fark etti. Başında sarık, sırtında cüppeyle onu görünce şaşırdılar, fakat şaşkınlıktan kısa sürdü; tanımışlardı. Hoşgörüsü ve muhabbet ehli olmasıyla tanınan Gavur İmam'dı. Türkü bitti, ara verdiler. Oyuncu kadın boşalan kadehleri testideki kaçak rakıyla tazeledikten soma, bir kadeh de Gavur İmam'a uzattı. Gavur İmam içmedi. O muhabbetten, zaten sarhoşlamıştı. Bunun üzerine oyuncu kadın, eline koca bir döğme gümüş tabaka alarak sigara sardı ve meclistekilere tek tek ikram ederek yaktı. Saatler çabucak geçmişti. Ortalık ağarmaya başlayınca, Gavur İmam'ın aklı başına geldi. Bir süre düşündü, soma ani bir kararla sırtından cüppesini, başından sarığını ve saltasının cebinden camiinin anahtarını çıkarıp, kendisine kapıyı açan gencin eline verdi ve kulağına şöyle fısıldadı; ''Bunları camiye götür, cemaatten birine ver, Gavur İmam artık gelmeyecek, Eremedim vefasına dünyanın türküsünü çağıracak de!'' Gökmen Hasan Hüseyin Ağa yatsı ezanlarıyla uyandı. Kendini hala oturakta zannediyordu. Fakat yüzüne çarpan serin yel, ona rüya gördüğünü hatırlattı. O ne biçim rüyaydı öyle? Hem öyle bir türküsü de yoktu. İçinden yakılmamış türküyü okumak geldi, salıverdi sesini; Eremedim vefasına dünyanın Bülbül konmuş sarayına Konya'nın Aksaray'dan Bakırtolu'na yol gider Sürmelenmiş ela gözlü yol gider Uzamışsın hay sevdiğim dal gibi Gelip geçen selam vermen el gibi Beyler besler merrak için tazıyı Kadir mevlam böyle yazmış yazıyı Devem yüksek atamadım urganı Susadıkça ver ağzıma gerdanı Saçım uzun ben saçımı tararım Var mı benim Konyalıya zararım Ağzından dökülen sözlere kendisi de şaşırdı. Tuhaf duygular içindeydi. Bir an ürperdi. Kalktı, yatmak üzere ahır sekisine3 doğru yollandı. Döşeğini serdi, soyundu, yattı ve uyudu. Bu gün Hacı Fettah Mezarlığında uyuyan Gökmen Hasan Hüseyin Ağa'nın bu türküsü, yıllarca dillerden düşmemiş, oturak alemlerinin baş köşesine oturtulmuş, sazların iniltisinde nağmeleri dolanmış, sıla hasreti, yar hasreti çekenlerin, dünyanın vefasına eremeyenlerin gönlünde günümüze kadar ulaşmıştır. 1-Kaynak Kişiler Sakman; Çağıllar 2-Eskiden hazır sigaraya verilen İsim 3-Konya köy evlerinde ahırın yanındaki büyük oda Kaynak Mehmet Tahir Sakman Dünden Bugüne Konya Oturakları İstanbul, 2001
KIRŞEHİR haberleri ilk sayfaArama Sonuçları POLİTİKAMHP milletvekili listesi2519 Gün 7 Saat 11 dk. önce yayınlandı POLİTİKAHüseyin Aygün'ü tehdit ettiği iddia edilen asker Namık Dursun aday oldu2682 Gün 6 Saat 24 dk. önce yayınlandı POLİTİKAAk Parti'nin milletvekili adayları tam liste2682 Gün 23 Saat 41 dk. önce yayınlandı POLİTİKACHP milletvekili adayları tam liste2683 Gün 0 Saat 35 dk. önce yayınlandı POLİTİKAHDP milletvekili adayları tam liste2683 Gün 0 Saat 39 dk. önce yayınlandı ASAYİŞKırşehir'de aile kavgası Kocanın attığı yumruk polisin gözlüğünü kırdı2695 Gün 17 Saat 7 dk. önce yayınlandı 1
Türkü Sever 15 Aralık, 2021 815 Görüntüleme Türkü, ''Türk'e ait'' - ''Türk'e özgü'' demektir. Bazı bölgelerde ''Türki'' olarak da geçer. Yüzlerce yıllık geleneğin bir parçası olan türkülerin sözleri herkesin anlayabileceği, sade bir dille yazılmıştır. Türkülerimiz nelerdir, sözleri ve hikayeleri ile birlikte sizin için derledik. Türküler ''uzun hava'' ve ''kırık hava'' olmak üzere ikiye ayrılır. Her yörenin kendine ait türküleri, ağıtları ve oyun havaları vardır. Türkülerimiz Nelerdir? Türkülerimiz taşlama, güzelleme, yiğitleme gibi çeşitlere ayrılır. Farklı yörelere ait olan türküler, nesilden nesle aktarılarak günümüze kadar gelmiştir. En çok dinlenen ve sevilen türkülerimiz şunlardır Eklemedir Koca Konak, Drama Köprüsü, Yüksek Yüksek Tepelere, Ormancı, Odam Kireç Tutmuyor, Yemen Türküsü, Fincanın Etrafı Yeşil. Türkülerimiz Listesi 1- Adana - Yenice Yolları Bükülür Gider / Adana Köprü Başı 2- Aydın - Kır Atına Bineyim Yar Yoluna Gideyim / İnce Mehmet 3- Ankara - Karpuz Kestim Yiyen Yok / Başına Bağlamış Karalı Yazma 4- Bursa - Oğlan Oğlan Kalk Gidelim 5- Denizli - Cemilem / Yavaş Yavaş Esen Seher Yeli Mi 6- Edirne - Seller Aldı Değirmenimi / Pınar Başının Gülleri 7- Erzurum - Değirmen Başında Vurdular Beni / Masada Yeşil Desti 8- Gaziantep - Yüce Dağ Başında Uçan Turnalar / Dama Çıkma İz Olur 9- Hatay - Damdan Dama İp Gerdim 10- Kayseri - Gesi Bağlarında Dolanıyorum / Yarim İstanbul'u Mesken Tuttun 11- Kırklareli - Uzun Kavak Ne Gidersin Engine 12- Konya - Vay Bana Vaylar Bana / Konyalım 13- Malatya - Mevlam Bir Çok Dert Vermiş / Çiçekten Harman Olmaz 14- Muğla - Kerimoğlu / Çıktım Belen Kahvesine 15- Ordu- Düz Mahalle İçinde - Ordunun Dereleri 16- Samsun - Karadeniz Güzeli / Yeşilırmak 17- Tekirdağ - İnce Giyerim İnce / İpek Olsam 18- Trabzon - Hamsi Koydum Tavaya / Ah Dağlar Serin Dağlar 19- Uşak - Ayağında Mesi Var 20- Van - Bizim Eller Ne Güzel Eller / Gidersen Uğur Ola Türkülerimiz Sözleri ve Hikayeleri 1- Yarim İstanbul'u Mesken Mi Tuttun Sözleri Yarim sen gideli yedi yıl oldu Diktiğin fidanlar meyveye geldi Seninle gidenler sılaya döndü Gayrı dayanacak özüm kalmadı Mektuba yazacak sözüm kalmadı Kayseri yöresine ait bu türkü, Ahmet Gazi Ayhan tarafından bestelenmiştir. Bir kadının, çalışmak için İstanbul'a giden ve bir daha geri dönmeyen eşinin arkasından yaktığı ağıttır. 2- Kırmızı Gül Demet Demet Sözleri Kırmızı gül her dem olsa Yaralara merhem olsa Ol tabipten derman gelse Şol revanda balam kaldı Erzurum yöresine ait bu türkü çalışmak için Ermenistan'a giden ve orada verem hastalığına yakalanıp hayatını kaybeden bir genci anlatır. Mehmet adlı bir genç, bahçede çalışır. Her günün sonunda annesine bir kırmızı gül getirir. O dönem kırmızı gül bir saygı göstergesi olarak büyüklere de verilirdi. Annesi, oğlunun getirdiği gülleri duvarına asarak kurutur. Daha sonra çalışmak için Ermenistan'a giden Mehmet, verem olur ve ölür. Acı haber annesine ulaştığında, anne duvarda kuruttuğu gülleri alıp diyar diyar gezmeye başlar. Bir annenin oğluna yaktığı ağıdı anlatan bu türkü, Türkiye'de en çok dinlenen ve sevilen türkülerin başında geliyor. 3- Kara Tren Sözleri Kara tren gecikir belki hiç gelmez Dağlarda salınır da derdimi bilmez Dumanın savurur halimi görmez Kan dolar yüreğim gözyaşım dinmez. Dünya Savaşını anlatan bu türkü, trenlerle cephelere giden ve bir daha kendisinden haber alınmayan askerlerin acıklı hikayesini anlatır. ''Kara tren'' aynı zamanda tutulan yasların ve gelen ölüm haberlerinin bir sembolüdür.
konya yöresine ait türküler ve hikayeleri