🌊 Hz Nuh Ile Ilgili 2 Ayet Kısa

11 Aralık 2016. 0 1.924 5 dakika okuma süresi. Kuran-ı Kerim 71. suresi Nuh Suresi, Mekke’de nazil olmuştur, 28 Ayettir. Nuh Suresi Anlamı, Arapça-Türkçe okunuşu, Diyanet Türkçe Meali ve Fazileti. Nuh Suresi, Mekke döneminde inmiştir ve 28 âyettir. Sûrede başlıca, Nûh peygamberin mucadeleleri ve Nûh Tûfânı konu edilmektedir. DüNYA MEDENİYETİNDE TüRKLERİN PAYI HZ. NUH'UN OĞULLARI VE TüRKLER üte yandan TEVRAT, NUH'un gemisinin AĞRI Dağı'na konduğunu söyler. KUR'AN'da ise CUDİ Dağı'na oturduğu belirtilir (Hud Suresi, 44. Ayet) Bizce bu farkın sebebi TEVRAT'ın, inmesinden 600 yıl sonra kaleme alınmasıdır. AĞRI Dağı daha yüksektir ve Yahudiler onu bu şerefe daha layık buldukları için Kuran-ı Kerim’de en çok şükreden ve sabreden bir kul olarak zikredilen Hazreti Nuh’un bir diğer özelliği de kafirlere karşı sert bir tavır sergilemesidir. Hz Nuh’un hayatı ticaret ve çobanlık ile geçmiştir. 950 sene boyunca kavmini Allah’ın dinine davet etmek için uğraşan Hazreti Nuh’un 1300 sene yaşam sürdüğü Semûd kavmi Hz. Sâlih’n tüm uyarılarına rağmen Allah’a îmân etmemiş, isyanlarına devam etmiştir. Bunun üzerine Allah tarafından Hz. Sâlih ve ona inananlar hâriç kavmin hepsi helâk edilmiştir. 229 Semûd kavmi Hz. Sâlih’ten kendisine inanmaları ve Allah’a îmân etmeleri için bir mûcize göstermesini isteyince Hz. HzNûh’un kavmine emrettiği şeyler Allahü teâlânın emri ile, Nûh (a.s.) kavmine şu üç şeyi emretti. 1)Allahü teâlâya ibâdet etmek 2)O’ndan korkmak 3)Kendisine itâat. Hz. Nûh kavmine dedi ki: “Allahü teâlâ beni size, tebliğ vazifesini yerine getirmem için gönderdi. Size,O’nun tarafından bildireceğim hükümler şunlardır: Allahü teâlâya ibâdet etmeniz, O Aşağıda Hz. Nuh hayatı kısaca olarak ele alacağız. Hazreti Nuh, tarihen bize ulaşan bilgilere göre Adem (a.s.) ve İdris (a.s.)’dan sonra üçüncü peygamberdir. Hazreti Nuh (a.s.), en çetin imtihanlara göğüs germiş ve en cahil ümmetlerden biri olan ümmete peygamber olmuştur. Nuh (a.s.)’ın ümmeti sürekli olarak onunla dalga geçmiş, onu ve rabbini hafife alan Fakat bunu en iyi Allah bilir. Bu sadece bir görüştür, Allah’ın yasası ile ilgili karşılaştırmalı gözleme dayalı bir sonuçtur. Sure, peygamberlik misyonunun kaynağını vurgulayan ve bu gerçeği pekiştiren bir ifadeyle başlıyor. Ardından Hz. Nuh’un sunduğu mesajın özünü özetleyerek hatırlatıyor. YusufAli (English) At length, behold! there came Our command, and the fountains of the earth (1533) gushed forth! We said: "Embark therein, of each kind two, male and female, (1534) and your family - except those against whom the word has already gone forth,- (1535) and the Believers." Hazret-i Nuh, yalnızca yüce Allah'a kulluk edin, başka ilahlar edinmeyin, putlaştırdığınız heykellere tapınmayın deyince, Kavminin önde gelenleri: 'Ey Nuh! Biz seni apaçık bir sapıklığın içinde görüyoruz, dediler.' (Araf Suresi 60. ayet) Elleri ile yaptıkları heykelleri putlaştıran ve karşılarına geçip onlara d6jop. Kuran-ı Kerim 71. suresi Nuh Suresi, Mekke’de nazil olmuştur, 28 Ayettir. Nuh Suresi Anlamı, Arapça-Türkçe okunuşu, Diyanet Türkçe Meali ve FaziletiNuh Suresi, Mekke döneminde inmiştir ve 28 âyettir. Sûrede başlıca, Nûh peygamberin mucadeleleri ve Nûh Tûfânı konu edilmektedir. ilâhî elçi olarak gönderilişi ve mucadeleleri anlatıldığından; sûre, bu ismi Suresi Hakkında BilgiSure adını, Hz. Nuh’un adından almıştır. Hz. Nuh’un peygamber olarak gönderilişi ve inkarcılara karşı verdiği mücadele anlatıldığı için sureye bu ad verilmiştir. Buhârî’de “Sûretü innâ erselnâ” adıyla geçmektedir. 28 ayetten oluşan Nuh suresi, Mekke’de inmiştir. Hem mushaftaki sıralamaya hem de nüzul sırasına göre 71. Kerim’in 71. sûresidir. 28 ayetten oluşur. Mekke’de inmiştir. Sûre, Nuh Peygamber’den söz ettiği için bu adla Nuh Peygamber’in ulusunu uyarmak için Allah’tan buyruk aldığı, tüm uyarılarına rağmen halkının doğru yolda gitmediğini, bu nedenle Allah’a inanan kendisini, annesini, babasını ve evine giren inanmış kişileri bağışlaması için duasını Nuh Peygamber’den söz etmekle birlikte onun döneminde yaşanan ünlü tufan olayına değinmez. Tufan olayı ile Nuh’un gemisine özellikle Hud Sûresi ile Müminûn Sûresi’nde Suresi FaziletiResulullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem buyurdu ki “Her kim sevabını umarak Nuh suresini okursa, Nuh Aleyhisselamın duasına nail olan müminlerden olur.” Ebu Suud Efendi, Ebû Suud Tefsiri İrşâdü Aklis-Selim, 9/45Resulullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem buyurdu ki “Müminlerin kurtuluşu üç şeyledir Nuh’un duası, İshak’ın duası, ve Muhammed’in şefaati Allah hepsine selatü selam eylesin.” Ebûl-Leys Semerkandî, Tefsirul-Kur’ân, 6/302Bu sureyi vird haline getiren kimseler, daha dünyada iken cennetteki yerini görmeden vefat sureyi kendisine zulmetmek isteyen kişi için okursa onun şerrinden bi-iznillah maksatla okunursa, bi-iznillah o maksada bağışlanması ve kafirlerin kahrolmaları için Nuh suresinin 26-27. ayetleri çokça Suresi Arapça, Latin Harfli Okunuşu ve Diyanet Türkçe MealiBismillâhirrahmânirrahîmRahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…إِنَّا أَرْسَلْنَا نُوحاً إِلَى قَوْمِهِ أَنْ أَنذِرْ قَوْمَكَ مِن قَبْلِ أَن يَأْتِيَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ 1. İnnē erselnē Nûhan ilē gavmihî en enzir gavmeke min gabli ey-ye’tiyehum azēbun elîm. 1. Şüphesiz, Biz Nûh’u; “Kavmini, onlara acı bir azap gelmeden evvel uyar!” diye kendi kavmine peygamber olarak يَا قَوْمِ إِنِّي لَكُمْ نَذِيرٌ مُّبِينٌ 2. Gâle yē gavmi innî lekum nezîrum-mubîn. 2. O da dedi ki “Ey Kavmim, gerçek şu ki, ben size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.”أَنِ اعْبُدُوا اللَّهَ وَاتَّقُوهُ وَأَطِيعُونِ 3. Eniğbudullâhe vēttegûhu veetîûn. 3. “Allah’a kulluk edin, O’ndan korkun ve bana itaat edin.”يَغْفِرْ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرْكُمْ إِلَى أَجَلٍ مُّسَمًّى إِنَّ أَجَلَ اللَّهِ إِذَا جَاء لَا يُؤَخَّرُ لَوْ كُنتُمْ تَعْلَمُونَ 4. Yeğfir lekum min zunûbikum veyue[k]h[k]hirkum ilē ecelim-musemmē. İnne ecelallâhi izē cēe lē yue[k]h[k]haru lev kuntum tağlemûn. 4. “Ki günahlarınızı bağışlasın ve sizi adı konulmuş bir ecele kadar ertelesin. Elbette Allah’ın eceli geldiği zaman, o ertelenmez. Bir bilmiş olsaydınız.”قَالَ رَبِّ إِنِّي دَعَوْتُ قَوْمِي لَيْلاً وَنَهَاراً 5. Gâle Rabbi innî deavtu gavmî leylev-venehērâ. 5. Dedi ki “Rabbim, gerçekten kavmimi gece ve gündüz davet edip-durdum.”فَلَمْ يَزِدْهُمْ دُعَائِي إِلَّا فِرَاراً 6. Felem yezidhum duâî illē firârâ. 6. “Fakat davet etmem, bir kaçıştan başkasını arttırmadı.”وَإِنِّي كُلَّمَا دَعَوْتُهُمْ لِتَغْفِرَ لَهُمْ جَعَلُوا أَصَابِعَهُمْ فِي آذَانِهِمْ وَاسْتَغْشَوْا ثِيَابَهُمْ وَأَصَرُّوا وَاسْتَكْبَرُوا اسْتِكْبَاراً 7. Veinnî kullemē deavtuhum liteğfira lehum cealû esâbiahum fî ēzēnihim vesteğşev siyēbehum veesarrû vestekberustikbērâ. 7. “Doğrusu ben, onları bağışlaman için her davet edişimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler ve büyüklük tasladıkça büyüklük gösterip-direttiler.’ثُمَّ إِنِّي دَعَوْتُهُمْ جِهَاراً 8. Summe innî deavtuhum cihērâ. 8. “Sonra onları açıktan açığa davet ettim.”ثُمَّ إِنِّي أَعْلَنتُ لَهُمْ وَأَسْرَرْتُ لَهُمْ إِسْرَاراً 9. Summe innî eğlentu lehum veesrartu lehum isrârâ. 9. “Daha sonra davamı onlara açıkça ilan ettim ve kendilerine gizli gizli yollarla yanaşmak istedim.”فَقُلْتُ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ إِنَّهُ كَانَ غَفَّاراً 10. Fegultusteğfirû Rabbekum innehû kēne ğaffērâ. 10. “Bundan böyle” dedim. “Rabbinizden mağfiret isteyin; çünkü gerçekten O, çok السَّمَاء عَلَيْكُم مِّدْرَاراً 11. Yursilis-semēe aleykum midrârâ. 11. “Öyle yapın ki, Üzerinize gökten sağanak bol miktarda yağmur yağdırsın.”وَيُمْدِدْكُمْ بِأَمْوَالٍ وَبَنِينَ وَيَجْعَل لَّكُمْ جَنَّاتٍ وَيَجْعَل لَّكُمْ أَنْهَاراً 12. Veyumdidkum biemvēliv-vebenîne veyec al-lekum cennētiv-veyec al-lekum enhērâ. 12. “Size mallar ve çocuklarla yardımda bulunsun. Size ürün yüklü bağlar-bahçeler versin, ırmaklar da versin.”مَّا لَكُمْ لَا تَرْجُونَ لِلَّهِ وَقَاراً 13. Mē lekum lē tercûne lillēhi vegârâ. 13. “Size ne oluyor ki, Allah’tan bir vakarı ummuyorsunuz?”وَقَدْ خَلَقَكُمْ أَطْوَاراً 14. Vegad [k]halegakum etvērâ. 14. “Oysa O, sizi gerçekten tavır tavır yaratmıştır.”أَلَمْ تَرَوْا كَيْفَ خَلَقَ اللَّهُ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ طِبَاقاً 15. Elem terav keyfe [k]halegallâhu seb’a semēvētin tıbēgâ. 15. “Görmüyor musunuz; Allah, yedi göğü birbirleriyle bir uyum mutabakat içinde yaratmıştır?”وَجَعَلَ الْقَمَرَ فِيهِنَّ نُوراً وَجَعَلَ الشَّمْسَ سِرَاجاً 16. Vecealel gamera fîhinne nûrav-vecealeş-şemse sirâcē. 16. “Ve Ay’ı bunlar içinde bir nûr kılmış, Güneş’i de aydınlatıcı ve yakıcı bir kandil yapmıştır.”وَاللَّهُ أَنبَتَكُم مِّنَ الْأَرْضِ نَبَاتاً 17. Vallâhu enbetekum minel ardi nebētē. 17. “Allah, sizi yerden bir bitki gibi bitirdi.”ثُمَّ يُعِيدُكُمْ فِيهَا وَيُخْرِجُكُمْ إِخْرَاجاً 18. Summe yuîdukum fîhē veyu[k]hricukum i[k]hrâcē. 18. “Sonra sizi yine oraya geri çevirecek ve sizi diriltici bir çıkarışla diriltip-çıkaracaktır.”وَاللَّهُ جَعَلَ لَكُمُ الْأَرْضَ بِسَاطاً 19. Vallâhu ceale lekumul erda bisētâ. 19. “Allah, yeri sizin için bir yaygı kıldı.”لِتَسْلُكُوا مِنْهَا سُبُلاً فِجَاجاً 20. Liteslukû minhē subulen ficēcē. 20. “Öyle ki, onun içinde geniş yollarında gezip-dolaşırsınız, diye.”قَالَ نُوحٌ رَّبِّ إِنَّهُمْ عَصَوْنِي وَاتَّبَعُوا مَن لَّمْ يَزِدْهُ مَالُهُ وَوَلَدُهُ إِلَّا خَسَاراً 21. Gâle Nûhur-Rabbi innehum asavnî vēttebeû mel lem yezidhu mēluhû veveleduhû illē [k]hasērâ. 21. Nûh “Rabbim, gerçekten onlar bana isyan ettiler; mal ve çocukları kendisine ziyandan başka bir şeyi artırmayan kimselere uydular.”وَمَكَرُوا مَكْراً كُبَّاراً 22. Vemekerû mekrân kubbērâ. 22. “Ve büyük büyük hileli-düzenler kurdular.”وَقَالُوا لَا تَذَرُنَّ آلِهَتَكُمْ وَلَا تَذَرُنَّ وَدّاً وَلَا سُوَاعاً وَلَا يَغُوثَ وَيَعُوقَ وَنَسْراً 23. Vegâlû lē tezerunne ēlihetekum velē tezerunne veddev-velē suvēav-velē yeğûse veyeûga venesrâ. 23. “Ve dediler ki Kendi ilahlarınızı bırakmayın; bırakmayın ne Vedd’i, ne Suva’ı, ne Yeğus’u, ne Ye’uk’u ve ne de Nesr’i.”وَقَدْ أَضَلُّوا كَثِيراً وَلَا تَزِدِ الظَّالِمِينَ إِلَّا ضَلَالاً 24. Vegad edallû kesîrav-velē tezidiz-zâlimîne illē dalele. 24. “Böylece onlar, çoğu kimseyi şaşırtıp-saptırdılar. Sen de o zalimlere sapıklıktan başkasını arttırma.”مِمَّا خَطِيئَاتِهِمْ أُغْرِقُوا فَأُدْخِلُوا نَاراً فَلَمْ يَجِدُوا لَهُم مِّن دُونِ اللَّهِ أَنصَاراً 25. Mimmē [k]hatîētihim uğrigû feud[k]hilû nērân felem yecidû lehum min dûnillēhi ensârâ. 25. Bunlar, hataları dolayısıyla suda boğuldular, sonra ateşe sokuldular. O zaman da Allah’ın dışında hiçbir yardımcı نُوحٌ رَّبِّ لَا تَذَرْ عَلَى الْأَرْضِ مِنَ الْكَافِرِينَ دَيَّاراً 26. Vegâle Nûhur-Rabbi lē tezer alel ardi minel kēfirîne deyyērâ. 26. Nûh “Rabbim, yeryüzünde kafirlerden yurt edinen hiç kimseyi bırakma.” إِن تَذَرْهُمْ يُضِلُّوا عِبَادَكَ وَلَا يَلِدُوا إِلَّا فَاجِراً كَفَّاراً 27. İnneke in tezerhum yudillû ibēdeke velē yelidû illē fēcirân keffērâ. 27. “Çünkü Sen onları bırakacak olursan, Senin kullarını şaşırtıp-saptırırlar ve onlar, kötülükten sınırı aşan fâcir’den kâfirden başkasını doğurmazlar.”رَبِّ اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِمَن دَخَلَ بَيْتِيَ مُؤْمِناً وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَلَا تَزِدِ الظَّالِمِينَ إِلَّا تَبَاراً 28. Rabbiğfir lî velivēlideyye velimen de[k]hale beytiye mu’minev-velilmu’minîne vēlmu’minēti velē tezidiz-zâlimîne illē tebērâ. 28. “Rabbim, beni, annemi, babamı, mü’min olarak evime gireni, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlerin de ancak helâkini arttır..”İlgili Diğer KonularSırasıyla Kuran-ı Kerim Tüm Sureler ve AçıklamalarıKuran-ı Kerim Hakkında BilgiKur’ân-ı Kerim Nüzul İniş Sırasına göre SurelerFatiha SuresiBakara SuresiBakara Suresi FaziletleriYasin suresiKısa Namaz Sureleri Yüce kitabımız Kuranı Kerim’de Hz Nuh ile ilgili ayetleri bu sayfada derledik. İşte Kuranı Kerim’de geçen Hz Nuh ile ilgili Bunlardan önce Nuh kavmi de yalanlamış, kulumuzu yalanlayarak “Delidir” demişlerdi; O yıldırılmış ve “Ben yenildim, bana yardım et” diye Rabbi’ne yalvarmıştı. 11. Biz de bunun üzerine gök kapılarını boşalan sularla açtık. 12. Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık; sular, takdir edilen bir ölçüye göre birleşti. 13-14. Onu, tahtadan ve mıhtan yapılmış bir gemiye bindirdik; kendisine nankörlük edilmiş olan kişiye Nuh’a bir mükafat olarak, nezaretimiz altında yüzüyordu. 15. Biz o gemiyi bir ibret olarak bıraktık; öğüt alan yokmu dur? Benim azabım ve uyarmam nasılmış?7/59. Nuh’u kavmine gönderdik de “Ey kavmim! Allah’a tapın, O’ndan başka tanrınız yoktur. Yoksa, sizin için büyük bir günün azabından korkarım” dedi. 60. Kavminin ileri gelenleri “Doğrusu, biz seni açık bir şaşkınlık içinde görüyoruz” dediler. 61-63. Nuh “Ey kavmim! Bende bir şaşkınlık yoktur, tam aksine ben alemlerin Rabbi’nin Elçisi’yim. Rabbimin gönderdiklerini size iletiyor ve size öğüt veriyorum. Ben Allah katından sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum. Sizi uyarmak, korunmanız ve merhamete uğramanızı sağlamak için içinizden biriyle Rabbinizden size bir öğüt gelmesine mi şaştınız?” dedi. 64. Onu yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları suda boğduk, çünkü onlar körleşmiş bir Nûh kavmi elçilerini yalanladıkları zaman, onları suda boğduk ve kendilerini insanlar için bir ibret kıldık. Haksızlık edenlere can yakıcı azap Nuh’un kavmi peygamberlerini yalanladılar. 106-110. Kardeşleri Nuh onlara “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah’tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak alemlerin Rabbi’ne aittir. Artık Allah’tan sakının ve bana itaat edin” dedi. 111. “Sana en alt tabaka uyarken, biz sana mı inanacağız?” dediler. 112-115. Nûh “Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur; hesapları Rabbime aittir, düşünsenize! Ben, inananları kovacak değilim. Ben sadece açık bir uyarıcıyım” dedi. 116. “Ey Nûh! Eğer bu işe son vermezsen, şüphesiz taşlanacaksın” dediler. 117-118. Nûh “Rabbim! Kavmim beni yalanladı, benimle onların arasında Sen hüküm ver. Beni ve berâberimdeki inananları kurtar” dedi. 119. Bunun üzerine onu ve beraberinde bulunanları, dolu bir gemi içinde taşıyarak kurtardık. 120. Sonra geride kalanları suda boğduk. 121. Doğrusu, bunda bir ibret vardır; ama çoğu inanmamaktadır. 122. Rabbin üstündür, çok Ey Muhammed! Onlara Nuh’un haberini oku! O, kavmine “Ey kavmim! Benim ayağa kalkmam ve Allah’ın âyetlerini hatırlatmam, size ağır geldiyse, ben Allah’a güveniyorum; siz ve koştuğunuz ortaklar elbirliği edin; yapacağınız iş size bir tasa da vermesin, sonra onu bana uygulayın ve bana süre vermeyin. Eğer yüz çevirirseniz, zaten sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim Allah’a aittir ve bana Müslümanlar’dan biri olmam emrolundu” demişti. 73. Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık ve onları ötekilerin yerine geçirdik. Âyetlerimizi yalanlayanları suda boğduk. Uyarılmış olanların sonlarının nasıl olduğuna Biz Nûh’u kendi kavmine gönderdik. “Ben size apaçık bir uyarıcıyım. Allah’tan başkasına tapmayın. Ben sizin hakkınızda can yakıcı bir günün azabından korkuyorum” dedi. 27. Kavminin inkâra ileri gelenleri “Senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. Sana ancak bizim ayak takımının uyduğunu görüyoruz. Bize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Sizin yalancı olduğunuzu düşünüyoruz” dediler. 28-31. Nûh şöyle dedi “Ey kavmim! Eğer Rabbimin katından açık bir belgem varsa ve O bana kendi katından bir rahmet vermiş ve siz bunu görmüyorsanız, istemediğiniz hâlde sizi o rahmete biz mi zorlayacağız? Ey kavmim! Buna karşılık ben sizden bir mal da istemiyorum. Benim ücretim Allah’a aittir. İnananları da kovacak değilim. Çünkü onlar Rableriyle karşılaşacaklar. Fakat ben sizi cahilce davranan bir toplum görüyorum. Ey kavmim! Onları kovarsam Allah’a karşı beni kim savunur? Düşünüp öğüt almaz mısınız? Size Allah’ın hâzinelerinin benim yanımda olduğunu söylemiyorum. Gaybı da bilmiyorum. Melek olduğumu da söylemiyorum. Gözlerinizin hor gördüğü kimselere Allah iyilik vermeyecektir de diyemem; içlerinde olanı en iyi Allah bilir. Yoksa şüphesiz haksızlık edenlerden olurum”. 32. Onlar “Ey Nuh! Sen bizimle tartıştın, hem de tartışmamızı ileri götürdün. Eğer doğru sözlülerden isen, bizi tehdit ettiğin azabı başımıza getir” dediler. 33-34. Nuh “Ancak Allah dilerse onu başınıza getirir. Siz onu aciz bırakamazsınız. Allah sizi azdırmak isterse, ben size öğüt vermek istesem de, öğüdümün size faydası olmaz. Sizin Rabbiniz O’dur ve O’na götürüleceksiniz” dedi. 35. Ey Muhammed! Yoksa sana “Kur’an’ı uydurdu” mu diyorlar? De ki “Eğer onu ben uydurdumsa, suçu bana aittir. Ama ben, sizin işlediğiniz suçlardan uzağım”. 36-37. Nûh’a “Senin kavminden, inanmış olanların dışında kimse inanmayacaktır. Onların yapmış olduklarına üzülme. Bizim gözetimimiz altında, sana bildirdiğimize göre gemiyi yap. Haksızlık yapanlar için bana başvurma, çünkü onlar suda boğulacaklardık diye vahyolundu. 38-39. Nûh gemiyi yaparken, kavminin ileri gelenleri yanından her geçtikçe onunla alay ediyorlardı. O da “Bizimle alay ediyorsunuz, ama biz de sizin alay ettiğiniz gibi sizinle alay edeceğiz. Rezil edecek azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kime ineceğini göreceksiniz” dedi. 40. Sonunda buyruğumuz gelip tandır kaynamaya başlayınca “Her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu ve inananları gemiye bindir” dedik. Ancak pek az kimse onunla beraber inanmıştı. 41. Nûh “Oraya binin; onun yürümesi ve durması Allah’ın adıyladır. Rabbim çok bağışlayıcı ve merhametlidir” dedi. 42. Gemi dağlar gibi dalgalar içinde onları götürürken, Nuh bir kenarda ayrı kalmış oğluna “Ey oğulcuğum! Bizimle beraber sen de bin, inkârcılarla beraber olma” dedi. 43. Oğlu “Dağa sığınırım, beni sudan kurtarır” deyince, Nûh “Bugün Allah’ın buyruğundan, O’nun acıdıkları dışında kurtulacak yoktur” dedi. Aralarına dalga girdi ve oğlu da boğulanlara karıştı. 44. “Ey yeryüzü! Suyunu çek! Ve ey gök! Sen de suyunu tut!” denildi. Su çekildi, iş de böylece bitirildi. Gemi ise Cûdi’ye oturdu. “Haksızlık yapan toplum yok olsun” denildi. 45. Nûh, Rabbine seslendi “Rabbim! Oğlum benim ailemdendir. Doğrusu, senin sözün yegâne gerçektir. Sen hükmedenlerin hükmedenisin” dedi. 46. Allah “Ey Nûh! O senin ailenden değildir. Çünkü o, doğru olmayan bir iş yapmıştır. Öyleyse, hakkında bilgin olmayan şeyi Benden isteme. Sana cahiller gibi davranmamanı öğütlerim” dedi. 47. Nûh “Rabbim! Hakkında bilgim olmayan şeyi Senden istemekten Sana sığınırım. Eğer beni bağışlamazsan ve bana acımazsan kaybedenlerden olurum” dedi. 48. “Ey Nûh! Sana ve seninle beraber olan topluluklara, Bizden bir esenlik ve bereket olmak üzere gemiden in. Ama öyle topluluklar da var ki, onların geçimini de sağlayacağız; ama daha sonra onlara Bizden can yakıcı bir azap değecek” denildi. 49. Ey Muhammed! Bunlar, sana bildirdiğimiz, gayb haberlerindendir. Sen de kavmin de bundan önce bunları bilmezdiniz. Öyleyse sabret; çünkü sonuç, Allah’a saygılı Nûh Bize duâ etmişti de ne güzel kabul etmiştik. 76. Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık. 77. Onun soyunu sürekli kıldık. 78-79. Sonra gelenler arasında “Âlemlerde, Nûh’a selâm olsun” diye ona bir ün bıraktık. 80. işte Biz iyi davrananları böyle ödüllendiririz. 81. O Bizim inanmış kullarımızdandı. 82. Sonra, diğerlerini suda Daha önce de Nuh kavmini cezalandırmıştık. Çünkü onlar da yoldan çıkmış bir “Kavmine can yakıcı bir azap gelmezden önce onları uyar” diye Nuh’u kavmine gönderdik. 2-4. O da “Ey kavmim! Ben size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım. Allah’a kulluk edin, O’na saygılı olun ve bana itaat edin ki, Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar erte leşin. Allah’ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz!” dedi. 5-20. Nûh dedi ki “Rabbim! Ben milletimi gece gündüz çağırdım, fakat benim çağırmam sadece benden kaçışlarını artırdı. Ben Senin onları bağışlaman için kendilerini her çağırışımda parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, direndiler, büyüklendikçe büyüklendiler. Sonra, ben onları yine açıkça çağırdım. Üstelik, onlara açıktan açığa da, gizliden gizliye de söyledim. Onlara Rabbinizden bağışlanma dileyin; O çok bağışlayıcıdır. Size gökten bol bol yağmur indirsin. Sizi, mallar ve oğullarla desteklesin; sizin için bahçeler var etsin, ırmaklar akıtsın. Ne oluyorsunuz ki, Allah’a âlicenaplığı yakıştırmıyorsunuz? Oysa sizi merhalelerden geçirerek O yaratmıştı. Allah’ın nasıl da kat kat yedi gök yarattığını görmez misiniz? Aralarında aya aydınlık vermiş ve güneşin ışık saçmasını sağlamıştır. Allah sizi yerden bitirir gibi yetiştirmiştir. Sonra sizi oraya döndürecek ve sizi yine oradan çıkaracaktır. Yeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için orayı size yayan O’dur» dedim”. 21-24. Nuh “Rabbim! Bunlar bana başkaldırdılar ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden büyük düzenler kurdular ve insanlara Sakın tanrılarınızı bırakmayın! Ved, Sva’, Yağus, Ye’ûk ve Nesr’den asla vazgeçmeyin» dediler. Böylece birçoğunu saptırdılar; Rabbim! Sen bu zâlimlerin sadece şaşkınlığını artır’’ dedi. 25. Onlar günahları yüzünden suda boğuldular, ateşe sokuldular; kendilerine Allah’tan başka yardımcı bulamadılar. 26-28. Nûh dedi ki “Rabbim! Yeryüzünde hiç bir inkarcı bırakma. Sen onları bırakırsan, Senin kullarını saptırırlar; ancak ahlâksız ve çok inkârcı nesiller doğururlar. Rabbim! Beni, ana-babamı, evime inanmış olarak gireni, inanan erkek ve kadınları bağışla; yalnız zâlimleri yok et”.21/76. Nûh’u da an! Hani o daha önceleri seslenmişti de, onun duâsını kabul edip, kendisini ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmışktık. 77. Âyetlerimizi yalanlayan kavme karşı ona yardım etmiştik. Doğrusu onlar kötü bir toplumdu; Biz de hepsini suda Nûh’u kavmine gönderdik; onlara “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin! O’ndan başka tanrınız yoktur; O’na saygılı olmaz mısınız?” dedi. 24-25. Kavminin inkâra ileri gelenleri “Bu sizin gibi insandan başka bir şey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Allah dilemiş olsaydı, melekleri gönderirdi. İlk atalarımız hakkında hiç böyle bir şey işitmedik. Bu, cinlenmiş bir adamdan başka bir şey değil. Bir süreye kadar onu gözetleyin” dediler. 26. Nûh “Rabbim! Beni yalanlamalarına karşılık bana yardım et” dedi. 27-29. Bunun üzerine ona şöyle vahyettik “Bizim gözetimimiz altında, sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap; buyruğumuz gelip tandır kaynayınca, her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu alıp gemiye bindir. Haksızlık yapanlar için Bana başvurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır. Sen ve beraberindekiler gemiye yerleşince Bizi haksızlık yapan toplumdan kurtaran Allah’a hamd olsun. Rabbim! Beni mutlu bir yere kondur. Sen konuklatanların en iyisisin» de!” 30. Doğrusu bunlarda dersler vardır. Biz şüphesiz, insanları Su taştığı vakit, size bir öğüt olmak üzere ve anlayışlı kulaklar anlasın diye, süzülen gemide sizi Biz Nûh’u kavmine gönderdik; aralarında dokuzyüzelli yıl kaldı. Sonunda onlar haksızlık yaparken, tûfan onları yakalayıverdi. 15. Ama Biz, Nûh’u ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret kıldık. Hz. Nuh kelimesinin Türk Dil Kurumuna göre tanımı şöyle;özel, isim, din b. *** “İnat etmek, ayak diremek” anlamındaki Nuh deyip, peygamber dememek ve “çok eski, çoktan modası geçmiş, köhnemiş” anlamındaki Nuh Nebi’den kalma deyimlerinde geçen bir söz; “Tüm ricalarına rağmen karısı Nuh diyor peygamber demiyordu.” – A. KulinKur’an-ı Kerim’de Hz. Nuh ve Kavmi Hakkındaki Ayetler Hangileri?NOT AYETLERİN TÜRKÇE MEALLERİ, TÜRKİYE CUMHURİYETİ DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞININ RESMİ İNTERNET SİTESİNDEN ALINMIŞTIR. Sponsorlu Bağlantılar Nisâ Sûresi 163. Ayet; Biz Nûh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına, İsa’ya, Eyyüb’e, Yûnus’a, Hârûn’a ve Süleyman’a da vahyetmiştik. Davûd’a da Zebûr Sûresi 84. Ayet; Biz ona İshak’ı ve Yakub’u armağan ettik. Hepsini hidayete erdirdik. Daha önce Nûh’u da hidayete erdirmiştik. Zürriyetinden Dâvud’u, Süleyman’ı, Eyyub’u, Yûsuf’u, Mûsâ’yı ve Hârûn’u da. İyilik yapanları işte böyle Sûresi 59. Ayet; Andolsun, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” Sûresi 60. Ayet; Kavminin ileri gelenleri, “Biz seni açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz” Sûresi 61. Ayet; Nûh onlara şöyle dedi “Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok. Aksine ben, Âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.”A’râf Sûresi 62. Ayet; “Ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum ve size nasihat ediyorum. Sizin bilmediğiniz şeyleri de Allah tarafından gelen vahiy ile biliyorum.” Sponsorlu Bağlantılar A’râf Sûresi 63. Ayet; Sizi uyarması ve sizin de Allah’a karşı gelmekten sakınıp rahmete ulaşmanız için, içinizden bir adam aracılığı ile Rabbinizden size bir zikir vahiy ve öğüt gelmesine şaştınız mı?A’râf Sûresi 63. Ayet; Derken kavmi onu yalanladı. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Çünkü onlar vicdanları hakka kapalı kör bir kavim Sûresi 69 Ayet; “Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığıyla Rabbinizden size bir zikir vahy ve öğüt gelmesine şaştınız mı? Hatırlayın ki, Allah sizi Nûh kavminden sonra onların yerine getirdi ve sizi yaratılış itibariyle daha güçlü kıldı. Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz.”Tevbe Sûresi 70. Ayet; Onlara kendilerinden öncekilerin; Nûh, Âd ve Semûd kavimlerinin; İbrahim’in kavminin; Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. Ama inanmadılar Allah da onları cezalandırdı. Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı. Sponsorlu Bağlantılar Yûnus Sûresi 71. Ayet; Nûh’un haberini onlara oku. Hani o bir vakit kavmine şöyle demişti “Ey kavmim! Eğer benim konumum ve Allah’ın âyetleriyle öğüt vermem size ağır geliyorsa, biliniz ki ben sadece Allah’a dayanıp güvenmişim. Artık siz de bana ne yapacağınızı ortaklarınızla beraber kararlaştırın ki işiniz size dert olmasın! Bundan sonra bana hükmünüzü uygulayın; bana mühlet de vermeyin!Yûnus Sûresi 72. Ayet; Eğer yüz çeviriyorsanız, sizden zaten hiçbir ücret istemedim. Benim ücretim, ancak Allah’a aittir. Bana müslümanlardan olmam emredildi.” Sponsorlu Bağlantılar Yûnus Sûresi 73. Ayet; Onu yine de yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları ötekilerin yerine geçirdik. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Bak, uyarılan fakat söz anlamayanların sonu nasıl oldu!Hûd Sûresi 25. Ayet; Andolsun, biz Nûh’u kavmine peygamber olarak gönderdik. Onlara şöyle dedi “Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.”Hûd Sûresi 26. Ayet; “Allah’tan başkasına ibadet ve kulluk etmeyin. Doğrusu ben sizin adınıza elem dolu bir günün azabından korkuyorum.”Hûd Sûresi 27. Ayet; Kavminin inkâr eden ileri gelenleri, “Biz, senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. İlk bakışta sana uyanların da ancak en aşağılıklarımızdan ibaret olduğunu görüyoruz. Sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz” dediler. Sponsorlu Bağlantılar Hûd Sûresi 28. Ayet; Nûh dedi ki “Ey Kavmim! Söyleyin bakalım; şâyet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O kendi katından bana bir rahmet vermiş de, siz ona karşı kör kalmışsanız, onu istemediğiniz halde, biz sizi ona zorlayacak mıyız?”Hûd Sûresi 29. Ayet; “Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Benim mükâfatım ancak Allah’a âittir. Ben o iman edenleri teklifinize uyarak kovacak da değilim. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum.”Hûd Sûresi 30. Ayet; “Ey kavmim! Eğer ben onları kovarsam, beni Allah’tan kim koruyabilir? Hiç düşünmüyor musunuz?”Hûd Sûresi 31. Ayet; Size ben, “Allah’ın hazineleri yanımdadır”, demiyorum; gaybı da bilmem. “Ben bir meleğim” de demiyorum. Sizin hor gördüğünüz kimseler için, “Allah onlara asla hiçbir hayır vermez” de diyemem. Allah onların içlerindekini daha iyi bilir. Böyle bir şey söylersem o zaman ben gerçekten zâlimlerden olurum. Sponsorlu Bağlantılar Hûd Sûresi 32. Ayet; Dediler ki “Ey Nûh! Bizimle tartıştın ve tartışmayı uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi kendisiyle bizi tehdit ettiğin azabı getir.”Hûd Sûresi 33. Ayet; Nûh dedi ki “Onu size, dilerse ancak Allah getirir ve siz Allah’ı âciz bırakamazsınız.”Hûd Sûresi 34. Ayet; Ben size öğüt vermek istesem de, eğer Allah sizi azdırmak istemişse, öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve O’na Sûresi 35. Ayet; Ey Muhammed! Yoksa “Onu Kur’an’ı kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki “Eğer onu uydurmuşsam, suçum bana âittir. Ben de sizin işlemekte olduğunuz suçlardan uzağım.” Sponsorlu Bağlantılar Hûd Sûresi 36. Ayet; Nûh’a vahyolundu ki “Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka, artık hiç kimse iman etmeyecek. O halde, onların yapmakta oldukları şeylerden dolayı üzülme.”Hûd Sûresi 37. Ayet; “Gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme. Çünkü onlar suda boğulacaklardır.”Hûd Sûresi 38. Ayet; Nûh gemiyi yapıyordu. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki “Bizimle alay ediyorsanız, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.”Hûd Sûresi 39. Ayet; Artık, geldiği kimseyi rezil eden azabın kime geleceğini, kimin üzerine sürekli bir azabın ineceğini ileride anlayacaksınız. Sponsorlu Bağlantılar Hûd Sûresi 40. Ayet; Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca sular coşup taşınca Nûh’a dedik ki “Her cins canlıdan erkekli dişili birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle.” Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman Sûresi 41. Ayet; Nûh, “Binin ona. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” Sûresi 42. Ayet; Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nûh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna, “Yavrucuğum, bizimle beraber sen de bin, inkârcılarla birlikte olma” diye Sûresi 43. Ayet; O, “Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. Nûh, “Bugün Allah’ın rahmet ettikleri hariç, onun azabından korunacak hiç kimse yoktur” dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu. Sponsorlu Bağlantılar Hûd Sûresi 44. Ayet; “Ey yeryüzü! Yut suyunu. Ey gök! Tut suyunu” denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi de Cûdî’ye oturdu ve “Zalimler topluluğu Allah’ın rahmetinden uzak olsun!” Sûresi 45. Ayet; Nûh Rabbine seslenip şöyle dedi “Rabbim! Şüphesiz oğlum da âilemdendir. Senin va’din elbette gerçektir. Sen de hükmedenlerin en iyi hükmedenisin.” Sponsorlu Bağlantılar Hûd Sûresi 46. Ayet; Allah, “Ey Nûh! O asla senin âilenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir. O halde hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben sana cahillerden olmamanı öğütlerim” Sûresi 47. Ayet; Nûh, “Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan, şüphesiz ziyana uğrayanlardan olurum” Sûresi 48. Ayet; Ona denildi ki “Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle gemiden in. Daha bir takım ümmetler de olacak ki, biz onları dünyada yararlandıracağız. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak.”Hûd Sûresi 49. Ayet; İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. O halde sabret. Çünkü iyi sonuç Allah’a karşı gelmekten sakınanların Sûresi 89. Ayet; “Ey Kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız, Nûh kavminin veya Hûd kavminin, yahut Salih kavminin başına gelenin benzeri gibi bir felaketi sakın sizin de başınıza getirmesin. Ve unutmayın ki Lût kavmi sizden uzak değildir.”İbrâhîm Sûresi 9. Ayet; Sizden önceki Nûh, Âd, ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah’tan başkası bilmez- haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar öfkeden parmaklarını ısırmak için ellerini ağızlarına götürüp, “Biz sizinle gönderileni inkar ediyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz” Sûresi 3. Ayet; Ey kendilerini Nûh ile birlikte gemide taşıdığımız kimselerin çocukları! Gerçek şu ki, o çok şükreden bir Sûresi 17. Ayet; Nûh’tan sonra da nice nesilleri helak ettik. Kullarının günahlarını hakkıyla bilici ve görücü olarak Rabbin Sûresi 58. Ayet; İşte bunlar, Adem’in ve Nûh ile beraber gemiye bindirdiklerimizin soyundan, İbrahim’in, Yakub’un ve doğru yola iletip seçtiklerimizin soyundan kendilerine nimet verdiğimiz nebîlerdir. Kendilerine Rahmân’ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye Sûresi 76. Ayet; Ey Muhammed! Nûh’u da hatırla. Hani o daha önce dua etmişti de biz onun duasını kabul ederek, kendisini ve ailesini o büyük sıkıntıdan tufandan Sûresi 77. Ayet; Âyetlerimizi yalanlayanlara karşı ona yardım etmiştik. Şüphesiz onlar kötü bir toplumdu. Bu yüzden biz de onları topyekün suda Sûresi 42. Ayet; Ey Muhammed! Eğer seni yalanlarlarsa bil ki, onlardan önce Nûh, Âd ve Semûd kavimleri de peygamberlerini Sûresi 23. Ayet; Andolsun biz, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yoktur. Allah’a karşı gelmekten hâlâ sakınmaz mısınız?” Sûresi 24. Ayet; Bunun üzerine kendi kavminden inkar eden ileri gelenler şöyle dediler “Bu ancak sizin gibi bir beşerdir, size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi bir melek gönderirdi. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.”Mü’minûn Sûresi 25. Ayet; “Bu, ancak cinnet getirmiş bir adamdır. Öyle ise bir müddet onu gözetleyiniz.”Mü’minûn Sûresi 26. Ayet; Nûh, “Rabbim! Beni yalanlamalarına karşı bana yardım et!” Sûresi 27. Ayet; Bunun üzerine Nûh’a, “Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap” diye vahyettik. “Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca, sular coşup taştığında Nûh’a dedik ki “Her cins canlıdan erkekli dişili birer çift, bir de kendileri aleyhinde daha önce hüküm verilmiş olanlardan başka aileni gemiye al ve zulmeden kimseler hakkında bana hiç yalvarma! Şüphesiz onlar suda boğulacaklardır.”Mü’minûn Sûresi 28. Ayet; Sen ve beraberindeki kimseler gemiye bindiğiniz zaman “Bizi zalim kavmin elinden kurtaran Allah’a hamd olsun” Sûresi 29. Ayet; Yine de ki “Ey Rabbim! Beni bereketli bir yere kondur. Sen konuk edenlerin en hayırlısısın.”Mü’minûn Sûresi 30. Ayet; Şüphesiz bu olayda ibretler vardır. Biz gerçekten kullarımızı imtihan Sûresi 37. Ayet; Nûh kavmini de, Peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. Onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap Sûresi 105. Ayet; Nûh’un kavmi de Peygamberleri Sûresi 106. Ayet; Hani kardeşleri Nûh, onlara şöyle demişti “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”Şuarâ Sûresi 107. Ayet; “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.”Şuarâ Sûresi 108. Ayet; “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.”Şuarâ Sûresi 109. Ayet; “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”Şuarâ Sûresi 110. Ayet; “O halde Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!”Şuarâ Sûresi 111. Ayet; Dediler ki “Sana hep aşağılık kimseler uymuş iken, biz hiç sana inanır mıyız.”Şuarâ Sûresi 112. Ayet; Nûh şöyle dedi “Onların yaptıklarına dair benim ne bilgim olabilir?”Şuarâ Sûresi 113. Ayet; “Onların hesaplarını görmek ancak Rabbime aittir. Bir anlayabilseniz!”Şuarâ Sûresi 114. Ayet; “Ben inananları kovacak değilim.”Şuarâ Sûresi 115. Ayet; “Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.”Şuarâ Sûresi 116. Ayet; Dediler ki “Ey Nûh! Bu işten vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın!”Şuarâ Sûresi 117. Ayet; Nûh şöyle dedi “Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı.”Şuarâ Sûresi 118. Ayet; “Artık onlarla benim aramda sen hükmet. Beni ve benimle birlikte olan mü’minleri kurtar.”Şuarâ Sûresi 119. Ayet; Derken biz onu ve beraberindekileri dolu geminin içinde taşıyıp Sûresi 120. Ayet; Sonra da geride kalanları suda Sûresi 121. Ayet; Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş Sûresi 14. Ayet; Andolsun, biz Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Neticede onlar zulümlerini sürdürürlerken tûfan kendilerini Sûresi 15. Ayet; Biz de onu Nûh’u ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret Sûresi 7. Ayet; Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nûh’tan, İbrahim, Mûsâ ve Meryem oğlu İsa’dan da. Evet biz onlardan sapa sağlam bir söz Sûresi 75. Ayet; Andolsun, Nûh bize dua edip seslenmişti. Biz ne güzel cevap vereniz!Sâffât Sûresi 76. Ayet; Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan Sûresi 77. Ayet; Onun neslini yeryüzünde kalanlar Sûresi 78. Ayet; Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad Sûresi 79. Ayet; Âlemler içinde Nûh’a selam olsun!Sâffât Sûresi 80. Ayet; İşte biz iyilik yapanları böyle Sûresi 81. Ayet; Çünkü o, bizim mü’min Sûresi 82. Ayet; Sonra biz, diğerlerini suda Sûresi 83. Ayet; Şüphesiz İbrahim de onun taraftarlarından Sûresi 2. Ayet; Sâd. O şanlı, şerefli Kur’an’a andolsun ki o, Allah sözüdür.Mü’min Sûresi 5. Ayet; Onlardan önce Nûh’un kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar da yalanlamıştı. Her ümmet kendi peygamberini yakalayıp cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı yok etmek için batıl şeyler ileri sürerek tartışmışlardı. Bu yüzden onları kıskıvrak yakaladım. Benim cezalandırmam nasılmış, gördüler!Mü’min Sûresi 30/31. Ayetler; İman etmiş olan adam dedi ki “Ey kavmim! Şüphesiz ben, Nûh kavmi, Âd kavmi, Semûd kavmi ve onlardan sonra gelen toplulukların başına gelen olayların sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum. Allah kullarına asla zulmetmek istemez.”Şûrâ Sûresi 13. Ayet; “Dini dosdoğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin!” diye Nûh’a emrettiğini, sana vahyettiğini, İbrâhim’e, Mûsâ’ya ve İsâ’ya emrettiğini size de din kıldı. Fakat senin kendilerini çağırdığın şey İslam dini, Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. Allah ona dilediğini seçer. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona Sûresi 12/14. Ayetler; Onlardan önce Nûh kavmi, Res halkı ve Semûd kavmi, Âd ve Firavun, Lût’un kardeşleri, Eykeliler, Tübba’ın kavmi de yalanlamıştı. Bütün bunlar kendilerine gönderilen peygamberleri yalanladılar, böylece kendilerini uyardığım şey Sûresi 46. Ayet; Bunlardan önce de Nûh kavmini helak etmiştik. Çünkü onlar fâsık bir toplum Sûresi 52. Ayet; Daha önce de Nûh’un kavmini helak etmişti. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın Sûresi 9. Ayet; Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanlamıştı. Onlar kulumuzu yalanlayıp “Bu bir delidir” dediler ve kulumuz tebliğ görevinden Sûresi 10. Ayet; O da Rabbine, “Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım, yardım et” diye dua Sûresi 11. Ayet; Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla Sûresi 12. Ayet; Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için Sûresi 13. Ayet; Biz Nûh’u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye Sûresi 14. Ayet; Gemi, inkar edilen kimseye Nuh’a bir mükafat olarak gözetimimiz altında Sûresi 14. Ayet; Andolsun, biz onu tufan olayını bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alanKamer Sûresi 16. Ayet; Benim azabım ve uyarılarım nasılmış gördüler!Hadîd Sûresi 26. Ayet; Andolsun, biz Nûh’u ve İbrahim’i peygamber olarak gönderdik. Peygamberliği ve kitabı onların soylarına da verdik. Onlardan kimi doğru yola ermiştir, ama içlerinden birçoğu da fasık Sûresi 10. Ayet; Allah, inkar edenlere, Nûh’un karısı ile Lût’un karısını örnek gösterdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kişinin nikahları altında bulunuyorlardı. Derken onlara hainlik ettiler de kocaları, Allah’ın azabından hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara, “Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin!” Sûresi’nin tamamı… Oluşturulma Tarihi Mayıs 04, 2020 1652Hz. Yahya hem Hristiyanlık hem de İslam inancında kabul görülen peygamberler arasında yer almaktadır. Bu kapsamda Hz. Yahya kimdir, hayatı nasıldır, mesleği nedir, mucizeleri ve bunlarla ilgili ayetler nelerdir gibi sorular ortaya atılmaktadır. İşte, Hz. Yahya’nın hayatı ve mucizelerine dair tüm Yahya peygamberlik yapmak için Şam’a gönderilmiştir ve çocukluk çağından itibaren peygamberlik vazifesini yerine getirmeye çalışmıştır. Hz. Yahya yaşamının bir döneminde Hz. İsa ile bir araya gelmiştir. Hristiyanlık inancına göre Hz. Yahya ile ilgili bilgiler Yeni Ahit’te yer almaktadır. İslam inancına göre de Kur’an-ı Kerim’de yer alan bazı ayetlerde Hz. Yahya’nın hayatı hakkında kısa bilgilere yer verilmektedir. Hz. Yahya Kimdir? Hz. Yahya, Zekeriya peygamberin oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Aslında Zekeriya peygamber ile eşinin bir müddet çocuğu olmamıştır. Zekeriya peygamber, ölümünden sonra yerine akrabalarının geçeceğini düşünerek Allah’a bir evlat vermesi için dua etmiştir. Bunun üzerine Zekeriya peygamberin duası kabul edilmiş ve oğluna Yahya ismini vermesi emredilmiştir. Yahya peygamberden önce başka hiçbir insanın bu ismi taşımadığı bilinmektedir. Yahya küçük yaşlardan itibaren hikmet sahibi bir çocuk olarak görünmekteydi. Bu yaşlarda bile Allah’ın emirlerine uyan ve ona saygı duyan bir insandı. Hz. Yahya’nın annesi el-İşba adında bir kadındı. El-İşba ile Hz. Meryem’in annesi kardeştiler. Hazreti Yahya Hayatı Kıssası Hz. Yahya olgunluk çağına geldiğinde kendisine peygamberlik vazifesi tebliğ edilmiştir. Bu bağlamda Hz. Yahya ilk olarak Hz. Musa’ya indirilen Tevrat’ın hükümlerini yaymaya başlamıştır. Ancak Tevrat’ın hükmü kaldırılıp, yerine İncil indirilince insanları İncil’in emirlerine davet etmiştir. Hz. Yahya’nın görevini sürdürdüğü dönemde hem ona inanan hem de inanmayan insanlar olmuştur. Hatta bazı peygamberleri şehit eden İsrailoğulları, onu da şehit etmek istemişlerdir. Hz. Yahya, otuzlu yaşları geçtiğinde Yahudi hükümdarı Herod’un torunu ile karşı karşıya gelmiştir. Birinci Herod, Hz. Yahya’ya oldukça iyi muamele etmiş ve kendisinden kız kardeşinin kızı ile evlenmesini istemiştir. Bazı kaynaklarda bu kızın Herod’un üvey kızı olduğu da yazmaktadır. Hz. Yahya, İncil hükümlerinde böyle bir nikaha izin verilmediğini öne sürerek bu teklifi reddetmiştir. Hz. Yahya’nın nikah teklifini reddetmesi üzerine bahsi geçen kızın annesi bu duruma oldukça içerlemiş ve Hz. Yahya’nın öldürülmesi için çabalamıştır. Bunun üzerine Hz. Yahya, Herod’un adamları tarafından yakalanmış ve bazı kaynaklara göre de şehit edilmiştir. Bu kaynaklarda Hz. Yahya’nın başının kesildiği ve bu esnada 34 yaşında olduğu yer almaktadır. Hazreti Yahya Mesleği Dünyaya gönderilen bütün peygamberler, bu vazifenin yanı sıra farklı mesleklerle de uğraşmışlardır. Hz. Yahya’da peygamberlik görevini icra ettiği sırada vaizlik yapmıştır. Bu kapsamda Hz. Yusuf’un dünya üzerindeki mesleği vaiz olarak kaynaklara yansımıştır. Hazreti Yahya Mucizeleri ve İlgili Ayetler Hz. Yahya Kur’an’da adı geçen peygamberler arasında yer almaktadır. Al-i İmran, Meryem ve Enbiya Suresi’nde adı geçmektedir. Hz. Yahya da diğer peygamberler gibi bazı mucizeler taşımaktadır. Bu mucizelerden ilki Hz. Yahya Herod’un adamlarından kaçarken bir kayanın dile gelmesidir. Bu kaya hem Hz. Yusuf’u içinde saklamış hem onunla konuşmuş hem de Herod’un adamlarına ok atarak onları korkutmuştur. Hz. Yahya’nın bir diğer mucizesi de gündüz vakti gökyüzünde yıldız göstermesidir. Bu olay Hz. Yusuf Şam’da bulunurken gerçekleşmiştir. Bu bağlamda insanlar Hz. Yahya’dan gündüz vaktinde kendilerine yıldız göstermesini istemişlerdir. Hz. Yahya’da onların bu isteği üzerine Allah’a yalvararak kendisine yardım etmesini istemiştir. Bunun üzerine gökyüzünde güneş varken yıldızlar görünmeye başlamıştır.

hz nuh ile ilgili 2 ayet kısa