🎄 Bir Işten Iki Tarafında Karlı Çıkması

Onemlibir kişinin Müslüman olması daha kalabalık grupların İslâm'a girmesine yol açmıştır. Bu alanda bir diğer gelişme Abbasîler devrinde Hindistan ile Bağdat arasında kurulan bağlantıdır. Bu dönemde her iki tarafın ilim adamlarının karşılıklı ilişkileri sonucunda bir fikir alışverişi gerçekleşmiştir. Busebeple, aslında bir konuya odaklandığımızda o konu ile ilgili at gözlüklerimizi takmış oluruz. Örneğin; bir şeyler yazıyorsak beynimiz elimize, düşüncelerimize ve yazdıklarımıza odaklanır. Hal böyle olunca güzel bir yazının ortaya çıkması işten bile değildir. Belirsizsüreli iş sözleşmelerinin temel farklılığı ihbar öneli tanıma zorunluluğunda doğmaktadır. İş sözleşmesi belirsiz süreli kabul edildiğinde kanunun 17. maddesinde belirlenen ihbar sürelerine uyulmalıdır. Bu önellere uyulmaması halinde ihbar tazminatı davası açılması söz konusu olabilecektir. E Sevgin, “Beylerbeyi Sarayı”, Hayat Tarih Mecmuası, sy. 4, İstanbul 1966, s. 38-47. Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1992 yılında İstanbul’da basılan 6. cildinde, 77-78 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız. Beylerbeyi Sarayı – Üsküdar/İstanbul. 100 Saf Poliürea Bazlı İki Bileşenli Su Yalıtım Malzemesi ile 2mm Kalınlıkta Su Yalıtımı Yapılması. Tasdikli detay projesine göre hazırlanmış yüzeylerin oynak, kırık, çatlak parçalardan, yağ, toz ve benzeri yapışmayı engelleyecek kalıntılardan arındırılması ve gerekli tamiratların yapılması, uygulama yapılacak zeminin ürün teknik uygulama föyünde PDF | On Jan 1, 2022, Mehmet Akif ÇİNİ published İş Tatmini, Örgütsel Bağlılık ve İşten Ayrılma Arasındaki İlişki: Beyaz Yakalı Çalışanlar Aracılığıyla Bir Araştırma Rüzgâr esmeyince yaprak oynamaz (dal kımıldamaz). Her olayın bir nedeni vardır. Hiçbir gelişme nedensiz olamaz. Rüzgâra tüküren kendi yüzüne tükürür. Bilgi, yetenek ve bedensel güç gibi yönlerden kendisinden üstün durumda. olanlarla mücadeleye girişen kimse bu mücadelede yenik düşer, birçok zararlara. uğrar. Ancakküçük-büyük fark etmeksizin herkesin ihtiyaç duyduğu bir konuda faaliyet göstermesi bakımından manav ve şarküteri dükkanı açmak ideal bir iş koludur. Eğer bölgenizde manav sayısı fazlaysa, gıda ile ilgili farklı bir iş de yapabilirsiniz. Örneğin süt ve süt ürünleri satan bir dükkan açabilirsiniz. Bir arı günde ortalama 5-8, en fazla 11-20 polen seferi yapabilir ve polen sepetini 6-10 dakikada doldurur. Arının en yoğun polen topladığı dönem yaz ayları ile yavru yetiştirme aktivitesinin yüksek olduğu dönemdir. Gönderen mesut ülker zaman: Pazartesi, Ekim 22, 2012 Hiç yorum yok: aSTJJ. Kart ve posun bankaları birbirinden farklı olduğunda bu iki banka arasında işlem tarihinden genelde bir gün sonra meydana gelen takaslaşmada komisyon aldı verdisine bir örnek vermek isterim. A bankasından, B bankasının kartı ile 100 tl lik işlem yapıldığını varsayalım. A bankası bu işlemi, bir sonraki gün “İndirimli” takas komisyonundan % 1 takasa çıktığını varsayalım. Bu durumda B bankası, A bankasına 99 tl göndermektedir. A bankası bu işlemi, 4 gün sonra “Standart” takas komisyonundan % 2 takasa çıktığını varsayalım. Bu durumda B bankası, A bankasına 98 tl göndermektedir. Bu örneğin en göze çarpan yanları söyle; Issuer bankalar kartlarının herhangi bir yerde kullanılmasından kazançlı çıkarlar. Takas komisyonu alırlar. Acquirer bankalar poslarından özellikle başka banka kartları geçtiğinde bir sonraki gün bankalarına nakit finansman girdisi sağlarlar. Gene acquirer bankalar, blokeli çalışan müşterilerde erken bloke çözüm ihtiyacı oluştuğunda ekstra komisyon kazancı sağlarlar. Yani hem acquirer hem de issuer banka bu işten karlı çıkıyor. Olan kime olur? İşyeri, 100 tl lik mal bedelini <100 tl olarak alır. Kart sahibi, 100 tl lik bir ürünü, nakitte 100-x tl gibi bir bedele alabilecekken 100 tl ye alır. Etiketler Clearing, indirimli takas, Reimbursment, standart takas This entry was posted on Ekim 12, 2012 at 803 am and is filed under Takas. You can follow any responses to this entry through the RSS feed. You can leave a response, or trackback from your own site. Hayatımızda her şeyin gelişmesi ve her şeyin de bir o kadar artması ile ticaret ve ulaşımda da bu değişimi görebiliyoruz. Özellikle ulaşım ve ticarette gördüğümüz bu değişimde dış ülkelerle olan bağlantımız oldukça fazla bir şekilde artmıştır. Bu durumda da yurt dışına büyük araçlarla gitmek ve gelmek normal yolculuk yapmaya benzer bir hale gelmiştir. Durum böyle olunca yaşanan kazalarda da artış bir hayli meydana gelmiştir. Özellikle yabancı ülkelerde yapılan kazalar ve bu kazalarda da üçüncü bir kişinin malına ve canına verilen zararlar bir hayli artmıştır. Yabancı ülkelerde yaşanan bu durumlar zamanla sorun haline gelmeye başlamış ve arada anlaşma sağlaması da oldukça güç bir hale gelmiştir. Tüm bu durumların önüne geçmek ve oluşacak hasarları ve zararları en güzel şekilde halletmek için yeşil kart sigortası diğer adı ile de yurt dışı araç sigortası kullanılmaya başlanmıştır. İkinci dünya savaşı öncesinde alınan bu karar günümüzde daha da gelişecek bir şekilde hayatımızda devam etmektedir. Yeşil Kart Sigortası Nasıl İşlev Verir? Yeşil kart sigortasını hepimiz bilsek ve adını duysak da tam olarak nasıl bir çalışma sisteminin olduğu konusunda hepimiz eksik bir bilgiye sahibiz. Bu yüzden de şu şekilde söylemek gerekir ki! Yeşil kart sigortası uluslararası arası ticaret ya da herhangi bir ulaşımda motorlu taşıtlar ile yapılacak, yolculuğun risksiz ve daha sağlıklı bir şekilde olmasıdır. Ve yapılan kaza durumlarında üçüncü kişiye verilen can ya da mal gibi kazalarda bu sigorta sayesinde daha uygun ve avantajlı bir şekilde masrafları karşılayarak daha kolay bir ödeme ile işlem yapılmış olur. Bu durum zamanla daha da ciddi bir hal alarak ülkelerde sözleşme konusuna kadar ilerlemiş ve yurt dışına çıkan araçların yeşil kart sigortası yaptırması zorunlu bir hale gelmiştir. Bu sayede her iki tarafa oldukça karlı bir şekilde davranacak ve hayatlarına kaldığı yerden devam edecektir. Yeşil kart sigortası olan bir kişi ile kazaya uğramış yabancı uyruklu bireyin bu işten her ikisinin de karlı çıkması beklenir. İki tarafında sağladığı avantajlardan dolayı yeşil kart sigortası oldukça fazla bir şekilde kullanılıp herkese tavsiye edilen bir işlev haline gelmiştir. Yeşil Kart Sigortası Avantajları Yeşil kart sahiplerini bekleyen oldukça fazla avantaj vardır. Bu avantajlardan en başlıca olanlarını şu şekilde sıralayabiliriz ki; yeşil kartı bulunan kişilerin yurt dışında yaptığı kazalarda suçlu da olsa ödeyeceği miktar ve karşılayacağı tutara sigorta tarafından destek olunarak yarı yarıya ücret ödemiş olur. Bu sayede de kaza yapıp suçlu taraf dahi olsa üçüncü kişinin malına verdiği zararı kolay bir şekilde ödeyerek bu dertten de kurtulmuş olur. Üçüncü bir kişi ile kolay kolay iletişime girmeye gerek kalmadan kolayca sigorta yardımı ile masraf karşılanır ve sizi başka kişiler ile muhatap etmek zorunda bırakmaz. Yeşil Kart Sigortasını kimler Yaptırmalı? Yeşil kart sigortası işlemini yaşını doldurmuş ve yurt dışına ister ticarete ister gezmeye ister çalışmaya giden her kimse kadın erkek fark etmeksizin herkes kolay bir şekilde yapabilir. Yeşil sigorta yurt dışı taraflarında oluşacak kazalarda yapılacak olan ve verilecek olan hasarların önüne geçilerek üçüncü kişilerle anlaşmak için yapılan kolay ödeme sistemidir. Bu sayede de her iki tarafta kolay bir şekilde anlaşma sağlayarak hayatlarına kaldığı yerden devam ederler. Yeşil kart sigortası yaptırmak oldukça önemli bir durumdur. 29 Ekim 2016 Cumartesi günü yayınlanan 675 sayılı KHK’da Adalet Bakanlığı ve bağlı kuruluşlardan işten çıkarılan 2534 kişiden biriydi Abdülkadir duymamış olmanız gayet normal. Çünkü bugüne kadar adı Resmi Gazete dışında hiçbir gazetede Batman doğumlu. Ev hanımı olan eşi ve biri 7, diğeri 10 yaşında iki çocuğuyla birlikte Batman’da Tuncay, 1995 yılında Batman Ticaret Meslek Lisesi’ni bitirdikten sonra, Çorum’da Meslek Yüksek Okulu okumuş. 2001 yılında mezun yılında açılan sınavda hem klavye sınavında hem de sözlüde il birincisi olarak Batman Adliyesi’nde Zabıt Katibi olarak işe yılında Açıköğretim’le dışarından Kamu Yönetimi bitirmiş. 2014 yılı Kasım ayında da Batman Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Yazı İşleri Müdürü olmuş. Son görevi de bu yıllar boyunca Batman Adliyesi’nde birlikte çalıştığı hakim ve savcılar arasında Anayasa Mahkemesi kıdemli raportörleri, İstanbul’daki ağır ceza mahkemelerinde halen görevli hakimler de bir kez yurtdışına çıkmış. Annesi ve engelli kız kardeşiyle 2015’de Umre’ye tam tarihleri; 16/12/2015-30/12/2015. Bu kadar net olarak bilmesinin sebebi hatırlaması değil. Abdülkadir Tuncay’ın elinde 39 yıllık hayat hikayesi, belgeli olarak bulunuyor. Çünkü bundan sonraki hayatını, bu belgelerle kurtarmaya yıllarda Çorum’da yüksek okul okurken Milli Gençlik Vakfı ve Kredi Yurtlar Kurumu’nda kaldığını gösteren belge, Menzil Tarikatı’nın Semerkand dergisine beş yıl abone olduğunun evrakları, Büro-Memur-Sen Sendika’sının Batman Şube’sinin eski başkanı olduğunu gösteren belgeler... Hatta gözaltına alınmadan 8 gün önce ailece gittikleri akraba düğününün kaseti bile elinde...O düğün kasetine en sonda tekrar döneceğiz. 16 ay öncesine şey 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden 40 gün sonra 23 Ağustos 2016 günü başlamış. Kapısını çalan polisler saat boyunca evi aradıktan sonra onu gözaltına almışlar. 26 Ağustos tarihinde de tutuklanmış. 15 ay tutuklu kaldıktan sonra ancak geçen ay tahliye hakkındaki suçlamalar ve deliller ne?Doğrudan iddianamesinden okuyalım“Batman İl Emniyet Müdürlüğü.. yazısı ekindeki raporda göre şüphelinin Bylock kaydı bulunmadığı,Batman İl Milli Eğitim Müdürlüğü.. cevabi yazısına göre şüphelinin ve çocuklarının FETÖ ve PDY ile bağlantılı eğitim kurumlarında okuduğuna dair bir bilginin bulunmadığı,FETÖ/PDY ile bağlantılı herhangi bir dernek veya vakıf üyeliğinin tespit edilemediği,...şüpheliye ait dijital veriler içeriğinde herhangi bir suç unsurunun bulunmadığı,Şüpheliye ait... Facebook hesabında herhangi bir suç unsurunun bulunmadığı,”Peki ne bulunmuş? Şimdi de onları okuyalım“Şüpheli Tuncay’ın Batman İlk Derece Mahkemesi Adli Yargı Adalet Komisyonu’nun 2006 tarihli kararıyla atandığı, komisyonda başkan olarak bulunduğu, açık kaynak bilgilerine göre FETÖ soruşturması kapsamında Ankara’da tutuklandığı,Şüphelinin Bank Asya hesabı bulunduğu 16-02-2012-25-06-2012 tarihleri arasında... işlemlerin bulunduğu,Sanık evinde yapılan arama sonucunda, Muştu Yayınlarına ait Ümit Kesmez tarafında yazılmış Hz. Ayşe ibareli bir kitap bulunduğu, bu kitabında Abdülkadir Tuncay’ın imzasının bulunduğu,”Ve iddianamede Tuncay’ın FETÖ üyeliğinden tutuklanmasına ve 15 ay hapis yatmasına neden olan delil“Şüpheliye ait cüzdanın içerisinde bulunan E76634618A seri numaralı 1 adet ABD doları”Evet yanlış yazmadım, E serisi 1 sonunda savcı şöyle demiş“Kamuoyuna yansıyan birçok haberde de bilindiği üzere ülke genelinde FETÖ PDY mensubu şüphelilere ait ve işyerlerinde yapılan aramalar esnasında 1 dolar şeklinde banknotların bulunduğu, bu 1 Dolarların örgüt mensuplarının FETÖ ile bağlantısını gösteren bir tür işaret olarak kullanıldığının mütaala edildiği”Ve E serisi bir dolarla FETÖ üyesi olarak inanası gelmiyor. O yüzden bütün delillerin bir kere daha üzerinden geçelim evinde, bilgisayarında FETÖ ile ilgili hiçbir delil yok, Bylock yok, herhangi bir FETÖ okulu, kurumu ile kendisinin ya da çocuklarının ilişkisi yok. Ki olunca ne anlama geliyor onu da anlamak zor. Aleyhinde bir ihbar, bir istihbarat, bir ifade, hiçbiri 2006 yılında, torpilsiz, klavye sınavında birinci olarak girdiği onun da tabii ki belgesi elinde Adliye’de onu işe alan sınav komisyonun başkanının 10 yıl sonra FETÖ’den tutuklanmış bilgi bile “açık kaynaklardaki bir bilgi” olarak girmiş iddianameye. İşe alınma yılını bir kere daha yazalım delil; internetten aldığı, adını ve “Haziran 2013” olarak tarihini atarak imzalayıp arkadaşına hediye ettiği dini bir kitabın bir FETÖ yayınevinin kitabı olması ve aynı davada sanık olan mesai arkadaşının evinden çıkması. Tarihe yine dikkat 2013 Haziran...Üçüncü delil; 2012 yılında Bank Asya Batman Şubesi’nden alınmış ve 2013 yılı Ağustos’unda iptal edilmiş bir kredi kartı. Tabii ki o tarihte kartı iptal ettirdiğinin de belgesi elinde. Yine tarihlere dikkat 2012, 2013 Ağustos...Ve bir adet E serisi 1 Dolar. Savcının bahsedilen 1 Doların F serisi olması gerektiğini bilmemesi bir tarafa, bunun tek başına bir delil olmayacağını bilmemeni başka bir tarafa, darbeden 40 gün sonra, sürekli televizyonda bir dolardan bahsedilirken neden biri hala cüzdanında 1 dolar bulundursun ki sorusunu hiç düşünmemiş olması diğer tarafa...İddianamede Tuncay’ın bu “E serisi 1 doları görevlilerin elinden alarak yırttığı” da aleyhine deliller arasına girmiş. Tuncay savcılık ifadesinde “kendisine komplo düzenlediğini düşünerek 1 Doları yırttığını”, bu sırada polislere tartışan babasının yanına gelen küçük kızının da “bir doları düğünden alıp, oraya koyduğunu” söylediğini anlatmış. Cüzdanından o dolarla birlikte küçük bir tahta çubuk da çıktığı için kızının koymuş olabileceğini düşünmüş. O kargaşa anını daha sonra izlediği arama görüntüleri üzerinden şöyle anlatıyor Tuncay“Polis memurları ikametime geldiklerinde kapıyı açtım fakat eşim müsait değil dedim ve 15-20 saniye beklettim. Sonra yanlarında bayan memur da olduğundan -benim de üstümde şort olduğundan- Bana üstümü değiştirmem için izin verdiler, Ben de odaya gidip üstümü değiştirdim. Cüzdanımdaki Dolardan haberdar olsam rahatlıkla imha edecek zamanım ve imkanım vardı. Sonra antreye yanlarına döndüm. Bu kez, kimliğimi istediler. Ben de odadan cüzdanımı getirip içinden nüfus cüzdanımı çıkartmaya çalışırken cüzdanımı da benden alıp ev aramasına başladılar. O andan arama sonuna kadar cüzdan aklıma bile gelmedi, zaten onlarda olduğu için cüzdanı görmedim. Sonra Başkomiser "arama bitti tutanak yazımına geçeceğiz" deyince ben de ikindi namazı kılmak için izin istedim ve namaza geçtim. Ben namazdayken kamera eşliğinde cüzdan aramasına geçiyorlar. CD’de mevcut kamerayı çağırıp cüzdanı aramaya başlıyorlar. Bu arada Batman adliyesinden 22 kişi olmamıza rağmen sadece benim cüzdanımı üstelik kamerayla aramışlar. Bir şey bulunmuyor, Başkomiser “arabayı aramaya geçelim” der demez kamerayı çeken polis doğrudan 1 dolar çıkarıyor ve başkomiser de gayriciddi bir tavırla bana "Abdulkadir bey cüzdaninizda 1 dolar bulundu" diye sesleniyor. Ben de bir doların bana ait olmadığını, onların koyduğunu söyledim. Aramızda tartışma çıktı. Bu esnada kızım gelip "Ben düğünden aldım, babama verdim" dedi. Ben de ona “sen sus” demişim kayıtlarda. Bu arada tartışma devam ederken hemen sol tarafımda yerde bulunan dolar gözüme ilişti. Ben 1 doları almak için eğilir ve elime alıp doğrulduktan sonra 4-5 polis üzerime çullanıp elimdeki doları almak için bana müdahale ettiler. Dolar da bu esnada 4 parçaya ayrılıyor. Şayet yırtma saikiyle eğilseydim doları paramparça ederdim. Savcılık ifademde de bunu anlatmaya çalıştım ancak henüz görüntüleri izlememiş olduğumdan ve savcının benim yırttığım yönündeki ısrarı ile o cinnet anını hatırlamadığım için yırttığımı söyledim. Ancak görüntüleri izledikten sonra benim yırtmadığımı, memurların müdahalesi sonucu yırtılıp 4 parçaya ayrıldığını gördüm.”İşte en güçlü delili yırtılmış E serisi bir 1 Dolar olan böyle bir dosyayla 39 Yaşında iki çocuk babası Batmanlı genç bir adam 15 ay sessiz sedasız hapiste yattı. Bu delillerle bile 15 ay tutukluluk, bunun münferit bir hata olmadığının artık bir tarz ve zihniyet sorunu olduğunu gösteriyor. Her ilde hatta her savcılıkça farklı uygulamalarla karşı karşıya olduğumuzu bu örgütün aktif yöneticisi, profesyoneli olan insanları tespit etmek, suç delili aramak yerine sıradan insanların bütün hayatlarını belgelemek zorunda kaldıkları bir mensubiyet avcılığının vahim sonuçları Tuncay, Mart ayındaki duruşmada FETÖ üyeliğinden yargılanmaya devam edecek. Eğer bu davalarda beraat kararı vermekten çekinen adliyelerin standart uygulamalarına maruz kalırsa, üyelikten verilen standart 6 yıl 3 ay hapis cezasını o da alabilir. Ceza almasa bile ailesini geçindirmek için işine ne zaman dönebileceği hala belirsiz. Sesini duyuracak, derdini anlatacak kimse bulamadığı için de bu konuda yazı yazmış gazetecilere mail atıyor. Ben de bu vesileyle öğrenmiş kimsenin tanımadığı, başına gelenlerle kimsenin ilgilenmediği, bu kadar kritik günlerden geçerken de mağduriyeti kimsenin umurunda olmayan bu ülkenin sıradan bir genç vatandaşı o. Adı Resmi Gazete’de çıkmış olmasına rağmen... DÜNYA 0400 Abone Ol Geçen 30-40 yılda Çin’den ithalat yapan işletmeler bu işten çok karlı çıktılar. Fakat bu arada “Çin firmalarının sadece ucuz ve düşük-orta kalite mal ürettiği”ne dair bir kanaat oluşmasına da yol açtılar. Oysa gerçek tam olarak bu değil. Bir Çin işletmesi, her müşterinin talebini karşılamak için aynı ürünün onlarca çeşidini üretebilecek esnekliğe sahiptir. Siz yeter ki o ürünün kaç dolarlık olanını istediğinizden haber verin. Ürünün kalitesi ödemeyi düşündüğünüz fiyata göre değişir. Özel bir ürün ürettirmek istiyorsanız, numunesini göndermeniz yeterlidir. İşlerini o kadar iyi yaparlar ki, şaşarsınız. Örneğin, tişört işi yapan bir firma Çinli üreticiye üstüne kazayla ketçap dökülmüş ve belirgin bir leke kalmış bir numune göndermiş olsun. Bu firma ürünlerini teslim aldığında her bir tişörtte o lekenin birebir aynısını görecektir. Yani Çinli üreticiler şahane iş çıkarırlar. Bu ithalatçı bir Türkiye firmasıysa, muhtemelen Çinli üreticiye “Bunun kazayla oluşmuş bir leke olduğunu akıl edemediniz mi?” diye celallenip kusursuz yeni ürün isteyecektir. Çinli üretici ise “Kusursuz numune göndermeyi akıl edemediniz mi veya bunu neden hatırlatmadınız?” diyecektir. Bu örnek biraz eğlenceli hale getirmek için kısmen benim hayal gücümle süslenmiş olsa bile, burada bazılarını hatırladıkça güldüğüm buna benzer çok sayıda anlaşmazlık durumuna tanık oldum. Zaman içinde, iki taraf da yanlış anlaşılmaların nedenlerini kavradıkları için bu türden sorunlar artık pek yaşanmıyor. ÇİN TERCİHİNİN NEDENLERİ Çin firmalarıyla çalışmayı çok seven bir başka kesim daha var ki, bu işbirliğini kimse onlar kadar sevemez Ülkelerinin kaynaklarını yağmalayan yolsuzluk rejimleri ve pespaye diktatörlerden söz ediyorum. Daha önce de birkaç kez yazdığım gibi, Çin devlet aklı ekonomik işbirliği yaptığı ülkelerin kim tarafından veya nasıl yönetildiğiyle vs ilgilenmez. Bunu “iç işlerine saygı” ilkesine dayandırır. Amaç, “giderek gelişen, ilerleyen ekonomik ilişkiler aracılığıyla ülkeler arasında istikrarlı-kalıcı iyi ilişkiler kurabilmektir”. Çin firmaları da bunun araçlarından biridir. Bu firmaların uluslararası ilişkileri, yaptığı işler, yatırımları vs Çin dış politikasının bir tür uzantısı gibidir. Yani ekonomik çıkarlar üzerinden ilerleyen ilişkiler bir tür ilan edilmemiş siyasi ilişkilerdir, işbirliğidir. Peki, yolsuzluk rejimleri Çin firmalarıyla çalışmayı neden sever? Çünkü devasa alt yapı işleri, madencilik veya kamu ihaleleriyle Çin’den mal-hizmet satın almak yoluyla kamu kaynaklarını yağmalamaya bayılırlar; varlık nedenleri budur. Yolsuzluk rejiminin ülkeyi nasıl yağmaladığı, soyduğu “tabii ki ülkenin iç işi” olduğu için Çin firmaları bu konuyla da ilgilenmez. Bu yüzden, bu rejimler işlerin neredeyse tamamını Çin firmalarıyla yaparlar. Her durumda tek neden tabii ki bu değil. Çin’in sağladığı krediler, makine-ekipman ve proje desteği vs de unutulmamalı. Çin firmalarının, Batılı firmaların yaptığı gibi yolsuzluk rejimine doğrudan rüşvet vermek yerine, kendilerini yolsuzluğun odağından uzak tutan sofistike yöntemler geliştirdiklerini görüyoruz Yolsuzluk rejiminin talepleri bir üçüncü tarafı da oyuna katan çeşitli alt sözleşmeler yapmak veya sözleşmeyi karartmak vb gibi yöntemlerle karşılanır. BATILI ŞİRKETLERİN KARANLIK SİCİLİ Çin firmaları hakkında bu kadar atıp tuttuktan sonra bazı Avrupa ve ABD Batı kapitalizmi firmalarının karanlık sicilini hatırlatmama da izin verin. 1- Alman devi Siemens’in pazarını kaptırmamak için Türkiye’de dağıttığı milyonlarca Euro’luk rüşveti başka ülkelerde de rüşvet verdiği ortaya çıktı ve bu yüzden Almanya’da uğradığı soruşturmayı hatırlayalım. Olayın Siemens’in rakiplerinin rüşvet ilişkilerini ifşa etmesinden kaynaklandığını; yani Alman devletinin olmayan “dürüst dış ticaret” düsturu ile bir ilişkisi olmadığını da not edelim. 2- ABD’li savaş uçakları ve hava savunma sistemleri vs üreticisi Lockheed firmasının dünyanın dört bir tarafında dağıttığı çeşitli kılıktaki rüşvetlere bir ucundan NATO bile dâhil olur. 3- Alman otomotiv devi Volkswagen’in standartlara uymayan egzoz gazı çıkışlarını bir yazılım hilesiyle yıllarca gizlediği çok yakında ortaya çıktı. 4- Batılı ilaç firmalarının ruhsat almak için çeşitli ülkelerde çevirdikleri dolapları, önce piyasaya sürdükleri ama bir süre sonra toplatılmasına karar verilen ilaçları, Pfizer firmasının geliştirdiği menenjit aşısı için Nijerya’da yaptığı klinik denemeler sırasında 15 çocuğun ölümüne neden olduğunu 1996 ve sorumluluktan kaçmak için her yola başvurduğunu hatırlamak bile yeter. Batı’nın ilaç-eczacılık sektörünün silah sanayi ile birlikte en kirli sektör olarak anılması herhalde boşuna değildir. Evet, Çin firmaları hakkında ne söyleyeceksek bu yazdıklarımı da aklımızda bulundurarak söylememiz gerekiyor. Kapitalizm hangi renkte olursa olsun, temiz değildir… Not BirGün, memleket basınında on kaplan gücündedir. Böyle bir gücü olmasa “bitik adam rejimi”nin ve onun “Milleti Aydınlatma ve Propaganda Bakanlığı”nın ayarını bu kadar bozmaz, öfkesine hedef olmazdı. BirGün’ün halka gerçekleri duyurmasından rahatsız olan “Ortaçağ karanlığı artıkları”nın, bu ezik ve kibirli kasaba cahil-cühelasının baskısına ve tehditlerine siz de bir “hadi len!” deyin, BirGün’e abone olun. İslamcı faşizme batan dikene su verin. Neden BirGün? Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok. Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz. Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için Bugün BirGün’e Abone Ol. BirGün; seninle güçlü, seninle özgür! BirGün’e Destek Ol Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

bir işten iki tarafında karlı çıkması