🖼️ Allaha Küfür Edene Ne Yapmalı

AmaYunus dua etmek istemezdi. Çünk O, çok iyi biliyordu ki, Allah’ın önünde suçludur ve Allah onun duasını işitmeyecek. İnsanlar geminin üst katında şöyle konuşurdular: „Aramızdan hangi biri günah işledi ve bu fırtına ceza olarak bize gönderildi.” Bune denle muvahhid bir kimse, tek varlık olan Allah'tan başka hiçbir şey görmeyen ve ancak kalp yüzü ile Allaha yönelendir. Böyle bir durum Allah Teâlâ'nın aşağıdaki ayetinde ne güzel açıklan maktadır: (Ey Rasûlüm!) Sen Allah de! Sonra onları bırak, bâtıl sözleri içerisinde oynayadursunlar. Ne kadar küfür Herne kadar hoş bir söz değilse de, küfür de değildir. (Şu işi yaparsam kâfir olayım, Allah’ımı inkâr edeyim) diye yemin etmek: Bu husustaki, iki kavilden biri şöyledir: Küfre sebep olan şeyleri yemin niyetiyle söylemek küfür olmaz, yemin edilmiş olur; fakat böyle yemin, Müslüman yemini değildir. Müslümanımızöyle bir teşekkür etmiştir ki: teşekkür eder­ken ne yorulmuştur, ne acı çekmiştir, ne de onuru kırılmıştır Namaz bir arınma, bir hatırlatma ve teşekkürdür. Günde beş defa bu duygularla tekrarlandığında inanıyorum ki birçok kötülüklerden uzaklaşırız. Çünkü: muhakkak ki namaz hayâsız Allaha küfür edenler neden banlanmıyor? Üzülerek yazıyorum. LOL Oyunundaki ban sistemi ve lol oynayan oyuncuların ettiği küfürler hakkında bir şeyler karalamak istedim. Az önce LOL Oynarken denk geldiğim ve hem oyun içinde feedleyip hemde oyun sonunda ağza alınmayacak küfürler ettiği kişiyi ifşa etmek ve LOL Ban sistemi ErşanKuneri tartışma konusu oldu! Geçtiğimiz günlerde Milliyetçi Hareket Partisi lideri Devlet Bahçeli, Netflix’e yönelik bazı açıklamalar yaptı. Burada özellikle Cem Yılmaz’ın Erşan Kuneri dizisine de atıfta bulundu. Bunun sonucunda sosyal medyada birçok kişi Yılmaz’ı ve platformu destekleyen paylaşımlar yapmaya Mağduredebiyatından bir an önce vazgeçip, gereknleri ivedilikle yapmalı. Öyle 2-3 bomba atıp, halkın gazını almaya çalışmasın. Kanla çözülür bu mesele. Önce içimizdekinleri temizlememiz lazım..Türke Küfür eden facelerde dünya insan var hepsi içimizde. Düşünüyorduk.Gerçekten Allaha emanet bir durum var. Ne RAMAZANVE ORUÇ RİSALESİ (ahi:,Okumadan bilmek, bilmeden amel, sevmeden ihlas, candan geçmeden aşk, yoğ demeden var olmaz, dünyayı terketmeden ahiret kazanılmaz, Hakk’ın rahmeti olmadan cennete girilmez, Arifleri sorgu etmez, Aşıklara huri vermez,Cahilleri iyi bilmez, Ölmeden ölenleri ateşe yakmaz, Zalimleri hayra yazmaz, Kafirlere cennet vermez, Cennette Allah rızası en 2 Ve Rabbinden sana ne vahyolunursa onun ardınca git. Muhakkak ki Allah, her ne yapacaksanız haberdar bulunuyor. Vahyi de ona göre veriyor, onun için kâfirlerin ve münâfıkların dediklerine bakma, sana vahyolunana tabi ol. 3- Ve Allah'a tevekkül et, itimad et. Vekil olarak Allah yeter. 6SjiwB. Haberler > Söylemeden Bir Daha Düşünün! Günlük Hayatta Küfür Olarak Kullandığımız 19 Kelimenin Gerçek Anlamı - 1510 Bugün sizler için argo kelimelerin, küfürlerin gerçek anlamları üzerine bir liste hazırladık. Argoda ne demek, neye denir, gerçek anlamı nedir diye merak ettiğiniz küfür veya küfürler varsa buyrun içeriğimize. Siz siz olun bu kelimeleri doğrudan ve kasıtlı olarak kullanmayın Bu kelimeler hakaret olarak algılanmaktadır ki siz de bunu zaten biliyorsunuz. Günlük hayatta hakaret etmek için kullandığımız gerçek anlamlarını okuyunca epey şaşıracağınız kelimeler. Kaynak 1. Yavşak Çoğu kişinin bildiği üzere yavşak bitin yavrusuna denir. Hakaret söylemi olarak nasıl kullanmaya başladık gerçekten merak konusu. 2. Angut Bunun bir kuş türü olduğunu bilmeyen pek fazla kişi yoktur sanırım. Bu kuşun özelliği ise eşi öldüğü zaman onun yanına gidip, kendisi de ölene kadar ondan gözlerini ayırmadan bakmasıymış. Bunu yaparken yanına yırtıcı bir hayvan dahi gelse umursamazmış. 3. Dallama Osmanlı zamanında, Müslüman olmayan çocukların ve bazı gelişmeye müsait Müslüman çocuklarının mermerlere tokat atmak suretiyle büyütüldüğü ve sonraları bu çocukların savaştaki atlılara karşı yaya olarak önde koşulan askerler olan cengâverlere dönüştükleri zamanda, onlara verilen isimmiş. 4. Dangalak Akılsız, düşüncesiz kimse.’ Anlamındaki bu sözcüğün Türkçedeki ilk kullanımlarından biri 1871’de Evangelinos Misailidis’in Temaşa-i Dünyası’nda yer bulmuş.“ . . . Yetişir artık cehalette uyuduğunuz, artık tevrat-ı şerifin varuhu ve yunan asrının giritli epimenidis feylozofu ve asr-ı iseviyenin agiasuluklu yedi nevcivanları tarzı uyanın cehalet gafletinden ve görün ki, dünya tebdil olmuş, asır başkalaşmış, dangalaklığın eseri kalmamış.” 5. Denyo 6. Deyyus Türk Dil Kurumu’nda tanımı Karısının veya kendisine çok yakın bir kadının iffetsizliğine göz yuman kimse’ Günlük hayatta ise bu anlam bir tık ileriye taşınarak, karısını, kızını pazarlayan kimse’ olarak kullanılır. 7. Dümbük Gerçek anlamı, Osmanlı devrinde hadım edilerek ters ilişkiye girmek amacıyla pazarlanan erkek fahişe. Türk Dil Kurumu ise pezevenk’ olarak tanımlamış. 8. Dürzü Günlük kullanımdaki anlamı tam olarak baldızını satan kişi’dir. Buna bile bir isim vermiş olmamız takdiri hak ediyor. TDK ise bu kelimeyi “ağır hakaret ve küfür sözü” olarak tanımlıyor. Dilimize Arapça'dan geçen bu kelime Suriye, Lübnan, İsrail ve Ürdün civarında yaşayan, inançları klasik İslamdan farklı olduğu için kafir sayılan, dolayısıyla isimleri bir hakaretmişçesine kullanılan bir topluluk. 9. Gavat “Karısını pazarlayan kişi” anlamında kullanılan kelimenin hikayesi ilginç. Sasani İmparatorluğu’nun hükümdarı olan 1. Kavad, Mazdek ve öğrencilerinin isyanına karşı koyamamasının üzerine, komün hayata saygı duyduğunu göstermek için karısının Mazdek ile yatmasına izin verir. 10. Hödük Türkçede farklı kullanımları en yaygın olan kelime olabilir. Şaka bir yana, genellikle kaba, anlayışsız kimse’ anlamında kullandığımız bu kelime korkak’, uyuşuk, beceriksiz’, acemi’, kısa boylu ve göbekli’, aceleci’, kabadayı’ gibi birçok anlamda kullanılıyor. 11. İbne Arapça bir sözcük. Gerçek anlamı “kız çocuğu”. Osmanlı Türkçesinde, şimdi olduğu gibi eşcinsel erkek’ anlamında evlat kökünün dişilik eki almasıyla türemiş bir kelime. Aynı kelime –i eki aldığında ise oğlu anlamına geliyor. Örneğin, İbn-i Sina Abdullah Bin Sina’nın oğlu veya ibnetü’l-amm; amca kızı. 12. Kahpe Türkçeye Arapçadan geçmiş bir kelime ve öksüren’ anlamına geliyor. Gece karanlığında, yerlerini öksürerek belli eden kadınlardan böyle bir kelime türetilmiş. 13. Pezevenk Bizim kadın pazarlayan kişi’ anlamında kullandığımız kelime aslen Farsçadır ve kapı tokmağı’ veya sürgü’ anlamına gelir. Türkçeye kapıda bekleyen adam’ olarak geçmiş ve sonunda bu anlamı kazanmıştır. 14. Kaltak Asıl anlamı Üzeri meşin, halı vb. şeylerle kaplanmamış olan eyerin tahta bölümü’ TDK Bununla beraber kuskunsuz eyer’ anlamına da geliyor. Bunlarla beraber, iffetsiz, namussuz kadın’ anlamında da kullanılıyor. 15. Orospu Para karşılığı cinsel ilişki yaşayan kadın’ anlamında kullandığımız kelime, Farsça bir kelime olan ruspî’den gelmektedir. Farsça ru yüz, sepid ak, beyaz anlamına gelmektedir. Yani gerçek anlamı, “yüzü ak, temiz kadın.' 16. Puşt Farsçada arka, kıç’ anlamına gelen bu kelimeyi günlük hayatta eşcinsel erkeklerin cinsel zevklerine hizmet eden erkek çocuk.’ Anlamında kullanıyormuşuz 17. Zibidi Yerli yersiz kullandığımız bu kelimenin anlamı, Türk Dil Kurumu’na göre 1 Gülünç derecede dar ve kısa giyinmiş olan kimse 2Yersiz ve zamansız davranışları olan kimse. 18. Yosma Osmanlı döneminde, şen, güzel, şuh’ kadınlar için kullanılan bir kelime. Günlük kullanımda ahlaksız kadın’ şeklini almış. 19. Lavuk Genel evlerde çıkışta kolonya tutan, iki film birden sinemacılarında konuklara peçete ikram eden kişiye verilen isimmiş. ruhun kusması eylemidir ki sürekli küfür eden kusar da kusar;ruhu bulanmıştır bi kere... bazen bir bebek kadar masumdur surekli kufur eden insan. sakin sakin ortalikta salinirken, birileri gelir, zorla kufrettirir kendilerine. ulan etmeyeyim dersin, sakin olayim, terbiyeli olayim. yok. rahat durmazlar. illa isterler o lafi. verirsin da arkandan laflar doner''cok terbiyesiz ya'', ''ayy, o cok kufrediyor'', ''iyy pis herif''.hasiktir ordan! kalpazan ibne!inceleyelimesas cocuk cesas yavsak yy- naber lan pezevenk?*c- kotu. sermaye sikintim var. anani da alip gelsene?y- ...*c- falan da filan, bik bik da bik bik...*y- yarraaamiiiyeeeooooooooooo!*c- bamya ...*y- sen nerden ciktin lan got?*c- anamin ...*y- ulan var ya, senin anani sikerim!*c- sen once elini sik ...*y- senin ben gotunu sikeyim!c- sikemezsen ben seninkini sikerim.*y- ...*daha gider bu ornekler...simdi sorarim size ey sozluk ahalisi;hangisidir surekli kufur eden insan? hangi adamdir terbiyesiz? hangi adamdir igrenc olan?kimdir esas suclu? kimdir butun bunlarin sorumlusu?kim kufur ediyor amina koyayim? bu da mi gol degil be?bkz amina korum kalbini kirarim bu da esantiyonbkz arkadas ne sikildi ne sokuldu su ortamda be öncelikle bu entry'nin bol küfür içerdiği ikazını yaparak, küfürden ve bu tür insanlardan haz etmeyen biri olarak beni rahatsız ettiği için yazma gereği hissettiğimi belirtmek isterim...bu kişi geçen gün tanışmak zorunda kaldığım bir arkadaşımın arkadaşı tam olarak...her lafın sonuna bir insan neden amına koyayım ekler ki diye düşünmeye teşvik etti beni eksik olmasın? aldığı fotoğraf makinesini ve yaşadığı süreci anlatırken otuz cümle kurduysa otuz kez de amına koyayım dedi...işin garibi anlattığı şeyin ne olduğunu önemsemeden her lafın sonuna sanki zorundaymış gibi eklemesi ve yanımıza gelen ev arkadaşına orospu çocuğu diye seslenmesi...aralarında konuşurken ananı şeklinde birbirleriyle atışmaları daha neler neler...yarım saatte bol küfürden beynim bir süreliğine tüm fonksiyonlarını yitirdiği gibi, bir statta edilebilecek tüm küfürleri tek bir kişinin ettiğini görünce hem şaşırdım, hem acayip rahatsız oldum...tamam samimi arkadaşlarının arasında küfürlü konuşursun eyvallah ama ilk kez tanıştığın birinin yanında ananı konuşmalar ne lan? bunu okuyorsan eğer o gün söyleyemedim ama şuan söylüyorum adam ol akıllı ol... nefret dolu bir zavallıdır. aynı otelde çalışıyoruz bir tanesiyle. üstelik henüz lise öğrencisi, haline getirmiş; gündelik konuşmalarda bile birine koymadan, bir yere sokmadan rahat edemiyor..ilk günlerde tatlı sert uyarılarla düzeltmeye çalıştık, ama bir sonuç ofise çağırdım. birdaha ağzından küfür duyduğum takdirde haftalık iznini iptal edeceğimi, devam etmesi durumunda ise stajını yakacağımı söyledim. - çok sinirlensen bile, küfretmek yerine sen haksızsın de karşındakine. küfüre ağzını alıştırma. üstelik burası bir işyeri.+tamam sabah otele girdiğimde, resepsiyonistle tartışırken geldiğimi görünce, önce korktu. sonra hızını alamayıp, güne fıkra tadında başlamamı sağlayan şu cümleyi de haksızsın. anan da haksız. eben de haksız.!! küfür, içerikleri nedeniyle özellikle erkeklere kendini iyi hissettirmektedir. bir olay, bir kişi, durum veya düşünce karşısında kendini güçsüz hisseden erkek cinsel argo kelimeler kullanarak güçlü hissetmeye çalışır. o kelimeler gizli bir tatmin kaynağıdır. çünkü penisi erkeğin gücüdür. âciz kaldığında da bu gücü ortaya çıkarmak ister.freudian yaklaşım baz alınarak açıklanmıştır. küfür etmeden konuşmak varken niye küfürlü konuşuruz hiç bilmem. galiba toplumun bize dayattıklarını sorgulamadan almayı sevdiğimiz için. bu öyle bir hal almış ki, küfürlü konuşmayanlar kınanır hal gelmiş. bir parçamız gibi adeta küfürlerimiz. küfürlü konuşanları severiz, küfürlü diziler filmler bizi çeker, küfür eden teyze videosunu görünce, “işte tam bir anadolu kadını,” der, mutlu oluruz! kuran öyle gerçekçi bir kitap ve islam öyle kolaylaştırılmış bir din ki, allah, zulme uğrayana bunun iznini dahi veriyor. çünkü insan zulme uğradığında gerçekten kendine hakim olamayabiliyor, belki küfür etmese daha kötü bir şey yapacak, sinirle ağzından kötü sözler dökülebiliyor. allah da bunun iznini veriyor. fakat tabi biz zulüm gördüğümüzden ötürü değil keyfimizden küfür ediyoruz. fakat ayette gördüğünüz gibi, allah, bunu sevmediğini dilimiz ile alakalı yasaklarveya buradan özellikle facebook üzerinden bazı kişilere ağzı alınmayacak küfürleri edenide gördü bu bünye adam renta karcı bir gün tanımadığı birine kiralık araç veriyor ve araç birtürlü geri gelmiyor aracı kiralayan şahsın tokatcı olduğu ortaya çıkıyor buna sinirlenen renta karcı esnafımız polise gidiyor adam bir türlü bulunamıyor facebook sayfasından bu kişinin adını soy adını ve fotorafını paylaşıp öyle bir küfür ediyorki sayfasındaki eş dost akraba sına aldırmadan içini boşaltıyor tabi bu durum günlerce devam ediyor hatta bu kişiyi bulana ödül vereceğinide bildiyor ama tokatcı yine bulunamıyor renta karcı arkadaşım yaptığından utanmış olsa gerek bir gün yazdığı bütün küfürleri siliyor nedenlerine bakacak olursak toplum yapısının bozulduğunu düşünüyorum beyniniz varsa küfürlü söz söylemeyin ve yazmayın. bazıları da var ki eleştireyim derken hakaret etmeden kendini alıkoyamıyorlar. hakaret etmekle eleştirmek aynı şey değil. hakaret etmeden neden konuşamıyoruz? benim düşüncem bu tür insanların karşısındaki kişiye benim kelime dağarcığım bu kadar, ancak seni bu şekilde küçük düşürebilirim mesajı barındırıyor. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın. Anadilimizden sonra en iyi konuştuğumuz ve anladığımız dil 'küfürce' desek abartmış olmayız. Genellikle de küfürceyi karşımızdakinin ailesi üzerinde kullanıyoruz. Muhatabımızın anne-baba, kardeş ve eşinin kulaklarını çınlatıyoruz adeta. Ama bir şeyi unutuyoruz. Masum insanların hakkına girmiyor muyuz acaba? Anadilimizden sonra en iyi konuştuğumuz ve anladığımız dil 'küfürce' desek abartmış olmayız. Genellikle de küfürceyi karşımızdakinin ailesi üzerinde kullanıyoruz. Muhatabımızın anne-baba, kardeş ve eşinin kulaklarını çınlatıyoruz adeta. Ama bir şeyi unutuyoruz. Masum insanların hakkına girmiyor muyuz acaba? Evde, işte, okulda, maçta... Kimimiz zevk için, kimimiz de sinirimize hâkim olamadığımız için küfür ediyoruz. Bu 'sövme' eylemini de genellikle karşımızdakinin ailesi üzerinden yapıyoruz. Tabiri caizse muhatabımızın anne-baba, kardeş ve eşinin kulaklarını çınlatıyoruz. Bereket versin, ölmüşler de nasibini alıyor kötü sözden. Küfür ederken aslında masum insanların hakkını üzerimize alıp, kendimizi ateşe atıyoruz. Bazen farkında bile olmadan sarf ettiğimiz bu sözlerin, büyük günahlardan biri olduğunu biliyor muyuz? Anadilimizden sonra en iyi konuştuğumuz ve anladığımız dil 'küfürce' desek abartmış olmayız herhalde. Ya saldırganlık ya da ağız alışkanlığı sebebiyle konuşmalarımızın içine serpiştiriyoruz bu dili. Öyle ki bazen güzel bir sohbetin en koyu yerinde muhatabımıza şaka niyetiyle sövüp, ailesinin namusuna dil uzatıyoruz da karşımızdakinin umurunda bile olmayabiliyor. Hatta küfür bazılarının hoşuna dahi gidebiliyor. Üsküdar Üniversitesi Etiler Polikliniği'nden Psikiyatr Yrd. Doç. Dr. Alper Evrensel'in söylemiyle "Küfürlü konuşmalar sohbete suni bir zenginlik katıyor." Muhabbetlerimize renklilik kattığını düşünsek de dinimize göre kızgınlık hatta şaka sebebiyle de olsa söylenilen küfür, dil ile yapılan en büyük günahlardan biri. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem hadis-i şeriflerinde "Müslüman'a sövmek, fasıldık, öldürülmesi ise küfürdür." buyuruyor. Fasıklık; isyankârlığı ve büyük günahı ifade ediyor. Çünkü Hz. Peygamber Veda Hutbesi'nde özellikle bir Müslüman'ın diğerinin ırz ve namusuna dil uzatmasını yasaklıyor, açıkça bunun haram olduğunu beyan ediyor. Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden Prof. Dr. Saffet Köse, küfür etmenin nimete karşı bir nankörlük olduğuna dikkatlerimizi çekiyor. Köse, "Çünkü 'Konuşabilmek bir nimettir' Beled, 90/9. Nimet şükrü ve iyi yolda kullanılmayı gerektirir." diyor. KÜFRÜN GÜNAHI, KÜFÜRLEŞMEYİ BAŞLATAN KİŞİYE YAZILIYOR Nur Sûresi'nde bizzat dilin kendisinin, söven kişi aleyhine şehadette bulunacağı ve sahibini mahkûm ettireceği ifade ediliyor. Küfrün günahı da küfürleşmeyi başlatan kişiye yazılıyor. Bu durumu Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dile getiriyor "Birbiriyle küfürleşen iki kimsenin söyledikleri şeylerin günahı, kendisine sövülen haddi aşmadığı sürece ilk sövmeye başlayan kimse üzerinedir." Sadece başkasına sövmekle günah işlemiş olmuyoruz. Küfür içeren sözcükleri başkasına öğreterek yahut farkında olmadan bu duruma sebep vererek de büyük bir vebalin altına giriyoruz. Mesela bizden birtakım kötü kelimeler duyarak küfretmeye başlayan bir çocuk, her küfür ettiğinde bize de bir günah yazılıyor. KÜFREDENE KARŞI TAVRIMIZ NASIL OLMALI? Küfre asla karşılık vermemeliyiz. Sabretmeli ve o kişiyi Allah'a havale etmeliyiz. Nitekim bir gün Resûlullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem otururken iki kişi arasında küfürleşme oldu. Bunlardan biri küfür etti, diğeri 'sustu. Daha sonra küfredilen kişi de karşı tarafa aynı şekilde karşılık verdi. Bunun üzerine Resûlullah kalktı ve meclisten dışarıya çıktı. Hz. Peygamber'e "Niçin kalktın?" diye sorulunca, "Melekler kalktı, ben de onlarla beraber kalktım. Sövülen sükût ettiği müddet, melekler sövene, sözü geri çeviriyorlardı karşılık vermek. Ne zaman ki bu adam, sövenin sözünü geri çevirdi, melekler kalkü, gitti." buyurdu. Küfür eden kişi pişman olup bizden özür dilediğinde onu affetmeliyiz. Eğer affedersek, onu mahşerde karşımıza çıkmaktan kurtarmış oluruz. O kişiyle aramızdaki barışı bozmamak adına gösterdiğimiz bu vakardan dolayı da sevap kazanırız. Bize küfür edene hakkımızı helâl etmezsek karşı taraf bunun cezasını bu dünyada veya ahirette görür. Zira Resûlullah aleyhisselatu vesselam "Her kim iyi bir çığır açarsa onun sevabını alır ve o devam ettiği müddetçe ona bir sevap yazılır, her kîm de kötü bir çığır açarsa onun günahını alır ve o devam ettiği müddetçe ona bir günah yazılır." buyuruyor. Bu sebeple küfür etmeden önce iki kere düşünmemiz gerekiyor. KÜFÜR EDİLEN KİŞİDEN HELALLİK ALINMALI Toplumumuzda küfürler muhatabımızdan ziyade ailesine yönelik oluyor. Çünkü bunun, karşımızdakini daha fazla üzeceğini biliyoruz. Oysa ki başkasının ailesine söverek, masum insanların hakkını da üzerimize alıyoruz. Prof. Dr. Köse'ye göre küfür eden, sövgüsüne kimi konu etmişse ahiret yurdunda mutlaka onunla karşılaşacak ve sövülen ondan hakkını alacak. Küfür etmek, cahiliye âdeti. İki Cihan Serveri Müslüman olan sahabeleri bu açıdan özellikle uyanyor ve sövmeyi terk etme hususunda onları eğitiyor. O sallallahu aleyhi ve sellem, küfür etmemeye bu kadar ehemmiyet verirken biz hâlâ birilerine/bir şeylere sövebiliyorsak, başımızı ellerimizin arasına alıp düşünmemiz gerekiyor. Hadislerde de belirtildiği gibi sövmek, imanın kemalini engelleyen bir durum. Bu sebeple küfrü terk etmek zorundayız. Ayrıca uygun bir zamanda küfür ettiğimiz kişilerden helallik istemeliyiz. Zira bir kişinin başkasına sövmesi kul hakkına giriyor, sahibi affetmedikçe bu günahın affı da yok. Yeni Bahar/ Aralık 2013 Yayınlanma Tarihi 02 Ocak 2014 Perşembe, 0959 Güncelleme Tarihi 02 Ocak 2014 Perşembe, 1021 Aradığınız kelime sarı renk ile işaretlenir. Yazı boyutu WhatsApp Yazıcı Tevbe edilen günah affedilir Sual Tevbe edince çok büyük de olsa günahımız affolur mu? Tekrar günah işleme ihtimalinden dolayı, tevbe etmemek daha iyi olmaz mı? CEVAP Tevbe edenin günahları affolur. Bir hadis-i şerif meali şöyledir Tevbe eden, günah işlememiş gibi olur. [İbni Mace] Tekrar günah işlerim korkusu ile tevbeden vazgeçmemelidir! Günahkâr bir kul, tevbe edince, Cenab-ı Hak, hem o kulunun günahlarını affeder, hem de kulu tevbe ettiği için sevinir. İki hadis-i şerif meali Çölde devesini kaybedip sonra bulan kimsenin sevinmesinden çok, Allahü teâlâ, kulunun tevbe etmesine sevinir. [Buhari] Allahü teâlâ, tevbe edenin tevbesinden dolayı, susamış kimsenin, suya kavuşmasından, çocuğu olmayanın çocuk sahibi olmasından ve bir şey kaybedenin o yitiğini bulmasından daha çok sevinir. Her kim içten ve bir daha günaha dönmemek üzere Allah’a tevbe ederse, Allah da onun günahlarını yazan iki meleğe, kendi organlarına ve günah işlediği yere, bütün bunlara günahlarını unutturur. [Ebu-l-Abbas] Allahü teâlâ, herkese unutturunca günah işlediğine şahit kalmaz. Ne büyük lütuf ve ihsan. Biz günahımıza pişman olunca, Cenab-ı Hak seviniyor. Bir âyet meali de şöyledir Ey müminler, Allah’a tevbe edin ki kurtuluşa eresiniz. [Nur 31] Sual Günahım çok, ne yapsam Allah beni affetmez demek doğru mudur? CEVAP Çok yanlıştır. Çünkü Cenab-ı Hak, tevbe edilen her günahı affeder. Bir kâfir, küfrüne tevbe ederse, mümin olur, bütün günahları affolur. Bir mümin de Allah’a şirk koşsa, sonra pişman olup tevbe etse Allahü teâlâ affeder. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki Allah’ın rahmetinden ümit kestirip [dinden] nefret ettirenlere Allah lanet etsin! Kolaylaştırın, güçleştirmeyin! [Nesai] Allah’ı kullarına sevdirin ki, Allah da sizi sevsin! [Taberani] İnsanlara Rablerinden bahsederken, korku ve sıkıntı veren şeylerden söz etmeyin! [Beyheki] Hak teâlâ buyurdu ki, kulumun, günahı göklere kadar yükselse, benden ümit kesmeyip, af dilerse affederim. [Tirmizi] İhlasla "La ilahe illallah" diyen Cennete girer. [Beyheki] Bir kimse, yakînen Allah’ın Rab, benim de Peygamber olduğuma inansa, Cehennem ona haram olur. [Hakim] Allahü teâlâ, günahını affından büyük görene şiddetli gazap eder. [Deylemi] Kâfir, Allahü teâlânın rahmetinin çokluğunu bilse, Cennetten ümit kesmezdi. [Müslim] İyilik ve ibadet edene büyük ecir verileceğini müjdeleyin, nefret ettirmeyin! [Şir’a] Ömründe bir defa Allah’ı anan veya Ondan korkan Cehennemden çıkar. [Tirmizi] Allahü teâlâ buyurdu ki, "Ey kulum, af dilediğin müddetçe, günahlarının çokluğuna bakmadan affederim. Günahların bulutlara kadar yükselse de yine affederim. Yer dolusu günahla gelsen, yer dolusu mağfiretle karşılarım. Yeter ki iman ile gel!" [Tirmizi] Allahü teâlâ, Davud aleyhisselama vahyetti ki - Ya Davud beni sev, beni seveni sev! Beni de kullarıma sevdir! - Ya Rabbi bunu nasıl yapayım? - Nimet ve ihsanlarımı onlara hatırlat, onlar benden ancak iyilik beklesinler. Allahü teâlâya hüsn-i zan Müslüman ömrünün sonlarına doğru, öleceği zaman Allahü teâlâya daha çok hüsn-i zan etmelidir! Yani Ben her ne kadar günahkâr isem de, Allahü teâlâ beni affeder diye ümit etmelidir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki Ölürken mutlaka Allahü teâlâya hüsn-i zan etmelisiniz. [Müslim] Allahü teâlâ, "Ben kulumun zannı üzereyim. Beni nasıl zannederse öyle bulur" buyurdu. [İbni Hibban] Yani "Allah, beni affeder" diye ümit ediyorsa onu affeder. Allah’tan ümidini keserek, "Ben mutlaka Cehennemliğim" diyorsa Cehenneme gider. Ölüm döşeğindeki biri, Peygamber efendimize Cehenneme gitmekten korkuyorum; fakat Allah’ın rahmetinden de ümidimi kesmiyorum dedi. Resul-i ekrem, Müminin kalbinde korku ile ümit varsa, Allahü teâlâ da ona umduğunu verir, korktuğundan da emin eder buyurdu. Tirmizi Günahlar örtülecek Sual Tevbe edilen günahların affedildiğini kitaplardan okuyoruz. Âhirette bu günahlar, bizim yüzümüze vurulacak mıdır? CEVAP Hayır, asla vurulmayacak, hattâ öyle bir günah işlediğimiz bile unutturulacaktır. Günahımız hatırlatılınca rezil oluruz. Allahü teâlâ affettiği kulunu rezil etmez. Bir hadis-i şerif meali Allahü teâlâ, tevbe edenin günahlarını, yazıcı meleklerine unutturduğu gibi, kulun kendi organlarına ve dünyada bunu bilenlere de, unutturur. O kimse, Allahü teâlâya kavuşunca, artık günahı sebebiyle aleyhine şahitlik edecek kimse kalmaz. [ Bir âyet-i kerime meali de şöyledir Allah, o müminlerin geçmişte yaptıkları en kötü hareketleri bile örtüp bağışlayacak ve yaptıkları amellerin en güzelleriyle mükâfatlar ihsan edecektir. [Zümer 35] Bu ne büyük nimettir! Hem günahlar örtülüp gösterilmeyecek, hem de en güzel mükâfatlar verilecektir. O hâlde tevbe edip, tevbesinde sadık olan kullardan olmaya çalışmalıyız. Affedilmeyen günah mı? Sual Bir arkadaş, içki, kumar, faiz, zina ve livata gibi hemen her büyük günahı işlemiş. Tevbe edip, bunların hepsini bırakmış ama, Allah beni kesinlikle affetmez diyor. Allah hangi günahları affetmez? CEVAP Allahü teâlâ, tevbe edilen her günahı affeder. Affetmediği tek günah yoktur. Müşrikleri, kâfirleri bile tevbe edince affediyor. İki hadis-i şerif şu mealdedir Hak teâlâ buyurdu ki Ey Âdemoğlu, dua edip, benden af dilersen, günahların ne kadar çok, ne kadar büyük olursa olsun, hiç birine bakmadan seni affederim. Göklere ulaşacak kadar günah işlesen; ama rahmetimden ümidini kesmeyip, benden mağfiret dilersen, seni affederim. [Tirmizi] Tevbe eden kimse, hiç günah işlememiş gibi olur. [İbni Mace] Bir âyet-i kerime meali de şöyledir De ki, ey çok günah işlemekle haddi aşan kullarım, Allah’ın rahmetinden [bizi affetmez diye] ümidinizi kesmeyin! Çünkü Allah, [iman ehlinin] bütün günahlarını hiç şüphesiz affeder. Elbette O, sonsuz mağfiret ve nihayetsiz merhamet sahibidir. [Zümer 53] Bu âyet-i kerime ve hadis-i şerifler gösteriyor ki tevbe edince her günah affolur. Sual Tam İlmihal’de, Tevbenin kabul olması için, namaz borcu ve kul hakkı olmamak lazımdır. Bir namaz borcu olan, bunu kaza etmedikçe, tevbesi kabul olmaz deniyor. Mesela içkiye tevbe eden kimse, namaz borcu veya kul hakkını ödemedikçe, tevbesi kabul olmaz mı? CEVAP Tevbesi kabul olmaz demek, mesela namaz borcu olan bir kimse, Yâ Rabbi, kılmadığım namazlar için tevbe ettim, bunları affet derse, kaza etmedikçe affedilmez, yani bu tevbesi kabul olmaz. Bunun gibi, üzerinde kul hakkı olan bir kimse, Yâ Rabbi, kul haklarımı affet derse, hak sahiplerinin hakkını ödemedikçe, helalleşmedikçe, yine kul hakları affedilmez, yani bu tevbesi kabul olmaz. Bir kimse içki içse, kumar oynasa ve yalnız içkiye tevbe etse, içki içme günahı affolur, kumarı bırakmadığı için kumar günahı affolmaz. Kumarı da bırakırsa ikisi de affolur. Günahlar birbirine bağlı değildir. Hangisine tevbe edilirse o affedilir. Sualdeki affedilmez ifadesi, Hiç affa uğramaz, doğruca cehenneme gider demek de değildir. Ahirette de, helalleşme olacaktır. Hak sahibi, ahirette hakkını helal ederse, mesele kalmaz. Helal etmezse, hakkı kadar sevablar alınıp, hak sahibine verilir. Böylece, kul borcu olanın, sevabları azalmış olur. Sevabları yoksa, hak sahibinin günahlarını, yüklenmek zorunda kalır. Namaz borcu olan da, affa veya şefaate kavuşarak cennete gider. Affa veya şefaate kavuşmazsa, kabirde, mahşerde çektiği sıkıntılar günahlarına kefaret olur. Günahların birine tevbe etmek Sual Bütün günahlarına değil de, bunlardan birine, mesela kumar oynamaya tevbe edilse, diğer günahlar geciktirilse, tevbe edilen günah affedilir mi? CEVAP Günahlar birbirine bağlı değildir. Elbette tevbe edilen ve bir daha yapılmayan günah affolur. Bu, kumar olur, içki olur fark etmez; fakat diğer günahların tevbesini geciktirmek doğru değildir. Tevbe ederken, şu üç şartı gözetmeli 1- İşlediği günaha pişman olup üzülmeli, 2- Günahtan hemen vazgeçmeli, 3- Bir daha yapmamaya karar vermeli. Bu üç şartı yapmadan, yalnız dille tevbe etmek, yalancılık olur. Günahtan sonra, hemen tevbe etmek farzdır. Tevbeyi geciktirmek, bu günahı işlemekten daha büyük günahtır. Bu günah, her gün bir misli artar. Bunun için de, ayrıca tevbe etmek gerekir. Berika Tevbe günahları affettirir Sual “Estagfirullah, ellezî lâ ilâhe illâ hü, el hayyel kayyume ve etübü ileyh” diyen savaştan kaçmış olsa da, bütün günahları affolur mealindeki hadis-i şerife göre, bunu söyleyen bid’at ehli veya kâfirin günahları da affolur mu? Namaz, oruç gibi Hak borçları ve hırsızlık, gasp gibi kul borçları da affolur mu? CEVAP Şartsız bildirilen bütün hadis-i şeriflerin, meşhur şartları vardır. İlk şart Ehl-i sünnet itikadında Müslüman olmaktır. Müslüman olmayan ve bid’at ehli olan, hangi istigfarı okursa okusun günahları affolmaz. Ehl-i sünnet itikadındaki bir Müslüman tevbe edince, kul ve Hak borçları hariç diğer günahları affolur. Kul borçları için, ödemek veya helalleşmek lazımdır. Hak borçları için de bunları kaza etmek lazımdır. Mesela, Kılmadığım namazlarıma, tutmadığım oruçlarıma, vermediğim zekâtlara tevbe ettim demekle o ibadetler yapılmış olmaz. Namazları kaza etmek, oruçları tutmak ve zekâtları vermek şarttır. Tevbesiz ölmek Sual Bir mümin, işlediği günahlara tevbe etmeden ölse, şefaate de kavuşamasa, mutlaka Cehenneme mi gider? CEVAP Ehl-i sünnet itikadında olmak önemlidir. Ehl-i sünnet olup sevabları günahlarından azsa ve şefaate de uğramamışsa, böyle bir kimsenin tevbe etmediği günahlarını Allahü teâlâ affedebilir. O kimse, Cehenneme uğramadan doğru Cennete gider. Birgivî vasiyetnamesi Puta tapsan da gel! Sual Hazret-i Mevlana, ne kadar liberal ve hümanist bir zatmış ki, Gel, gel, her kim olursan ol gel, müşrik veya Mecusi de olsan, puta tapsan da gel! diyor. Niye diğer İslâm âlimleri bu kadar liberal ve hümanist değildir? CEVAP Bu sözün liberal veya hümanist olmakla ilgisi yok. Bir insan çok büyük günah işler, affolmaktan ümidini kesebilir. Bir dinsiz, Cennet ve Cehennem varsa ben yandım diyebilir. Bâtıl din sahibi, Benim dinim bâtılsa cehennemliğim diye korkabilir. Hazret-i Mevlana bunlara, Korkma, ne olursan ol gel! diyor. Bu, Gel de öyle kal demek değildir. Müslüman değilsen Müslüman ol, günahkârsan tevbe et, önceki hâlinden dolayı ümitsiz olma! Allahü teâlâ tevbe edilip bir daha yapılmayan her günahı affeder demektir. Her İslam âlimi böyle diyor. Bunun aksini söyleyen, Gel de olduğun gibi kal! diyen hiçbir âlim yoktur. Tevbe bin kere bozulsa da af vardır Sual Peygamberlik iddiasında bulunan biri, Nisa sûresinin İman edip sonra küfre girenleri, sonra yine iman edip tekrar küfre girenleri, sonra da kâfirliklerini arttıranları, Allah ne bağışlar, ne de onları doğru yola iletir mealindeki 137. âyetini, Üç kere tevbesini bozan, tekrar tevbe etse de kabul olmaz. O, ebedî kâfirdir diye tefsir etmiş. Hâlbuki Hazret-i Mevlana Tevbeni bin kere bozsan da gel diyor. Peygamberim diyen bu adamın söylediği yanlış değil mi? CEVAP Peygamberim diyen kimsenin nesi düzgün olur ki? Elbette söylediği yanlıştır. Resulullah efendimiz, öyle tefsir etmediği gibi, hiçbir İslam âlimi de, bu âyet-i kerimeye öyle mânâ vermemiştir. Kur’an-ı kerime yanlış mânâ vermek Müslümanı küfre sokar. Mektubat-ı Rabbânî’deki hadis-i şerifte, Kur'an-ı kerimi kendi görüşüne göre tefsir eden kâfir olur buyuruldu. Deylemî Bildirilen âyet-i kerimede, Kâfir olduktan sonra tevbe edenler affedilmez denmiyor, Kâfirliklerini arttıranlar, küfürde ısrar edenler affedilmez deniyor. Bir kimse, kaç kere küfre girerse girsin, sonunda tevbe ederse Müslüman olur. Yani bin kere tevbesini bozsa da, sonunda tevbe etmişse, son durumu geçerli olur. Hüküm, neticeye göre verilir. Büyük müfessirlerden İmam-ı Kurtubî hazretleri de buyurdu ki Bu âyet-i kerimeye göre, Musa aleyhisselama iman ettikten sonra, Üzeyir aleyhisselamı inkâr edip kâfir olanları, sonra Üzeyir aleyhisselama iman ettikten sonra İsa aleyhisselamı inkâr edip kâfir olanları, sonra da Muhammed aleyhisselamı inkâr ederek küfürlerini artırmış olanları Allah mağfiret etmez. Sonra da küfürlerini artırmış olanlar sözünün anlamı, Küfür üzere ısrar edenler demektir. Kurtubî Tefsiri Bir kimseye Üç hakkın vardı, artık tevben kabul olmaz demek, tevbe kapısını kapatmak ve Allah'ın rahmetinden ümit kestirmek olur. Allahü teâlâ, böyle kimselere lânet etmektedir. Bir hadis-i şerif Allah’ın rahmetinden ümit kestirenlere Allah lânet etsin! [Nesâî] Bir âyet-i kerime meali de şöyledir Ey günahta haddi aşanlar, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Zira Allah, bütün günahları affeder. O, gafururrahimdir, affı, merhameti çoktur. [Zümer 53] Yine bir hadis-i şerif Hak teâlâ buyurdu ki “Kulumun, günahı göklere kadar yükselse, benden ümit kesmeyip, af dilerse, onu affederim.” [Tirmizî] Allahü teâlâ, kâfirlikten tevbe edenleri değil, küfründe ısrar edenleri affetmiyor. En azılı kâfir bile tevbe edince tevbesini kabul ediyor. Önüne gelen Kur’an-ı kerime yalan yanlış mânâ veriyor. Bir de, Ben Kur’an’dan söylüyorum, delilim âyettir diyor. Kendi anladığını din zannedip, nakle itibar etmeyenlerin dine verdikleri zarar büyük olur. Resulullah'a dil uzatmak Sual S. Ebediyye’de Peygamber efendimize dil uzatanın tevbesinin kabul olmadığı yazılıdır. Hangi mezhepte tevbesi kabul olmuyor? CEVAP Sadece Hanbelî’de tevbesi kabul olmuyor. İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki Hanbelî âlimlerine göre, Peygamber efendimize dil uzatanın tevbesi kabul edilmez. İmam-ı a'zam ile İmam-ı Şâfiî’ye göre tevbe ederse tevbesi kabul edilir. Redd-ül-muhtar Mir’at-i Kâinat kitabında diyor ki Resulullah'ın “sallallahü aleyhi ve sellem” zevceleri ve kızları “radıyallahü teâlâ anhünne” dünyadaki kadınların hepsinden üstündür. Zevcelerini kötüleyen için, Abdullah ibni Abbas hazretleri, Tevbesi kabul olmaz buyurdu. Âişe vâlidemize “radıyallahü anha” sövmek, Kur’an-ı kerimi inkâr etmek olacağı için küfür olduğunda sözbirliği vardır. Eshab-ı Kiram kitabı Bazı âlimler diyor ki Tevbesi kabul olmaz demek, Müslüman olması kabul edilmez demek değildir. Tevbe etse de dünyadaki cezadan kurtulamaz demektir. Zina eden tevbe etse de, sonra zinası meydana çıkarsa, yine dinen cezalandırılır. İçki içene, hırsızlık edene de dünyadaki cezaları verilir. Peygamber efendimize dil uzatan da tevbe etse de, Hanbelî mezhebinde dünyada cezalandırılır. Sual Yeni Müslüman olanın ve bozuk inanışları olup tövbe eden kimsenin, önceki işlemiş olduğu günahları affolur mu? Cevap Yeni Müslüman olan, imana gelen ve bidat inanışında olan sapık bir kimse, inkârına ve bozuk inanışlarına tövbe edince, bu inkâr ve bidat inanışlarına, bu zamandaki bozuk işlerini yapmamaya karar vermiş, niyet etmiş demektir. Bu niyetine karşılık olarak da, önceki işlemiş olduğu günahların hepsi affolur. Sual Zamanımızda, bir Müslümanın her gün tövbe etmesi gerekir mi? Cevap Bu zamanda bir Müslümanın her gün hakiki tövbe etmesi lazımdır. Tövbe edilen günah ve küfür, muhakkak affolur. Tövbe edilmezse, dünyada ve ahirette cezasını çeker. Pişman olup, tevbe etmelidir Sual Kul ve hayvan hakları dahil her işlenen günah için mutlaka tevbe etmeli, kul hakları için helalleşmeli midir? Cevap Konu ile alakalı olarak İmâm-ı Rabbânî hazretleri Mektûbât kitabında buyuruyor ki “Kıymetli ömrümüz, günah işlemekle, kusur, kabahat yapmakla, yanılmakla, faydasız, lüzumsuz konuşmakla geçip gidiyor. Bunun için; tevbeden, Allahü teâlâya boyun bükmekten söyleşmemiz, vera ve takvadan konuşmamız hoş olur. Nûr sûresi, 31. âyet-i kerimesinde mealen; Ey müminler! Hepiniz, Allahü teâlâya tevbe ediniz! Tevbe etmekle kurtulabilirsiniz buyurmuştur. Tahrîm sûresi, 8. âyet-i kerimesinde mealen; Ey iman eden seçilmişler! Allahü teâlâya dönünüz! Halis tevbe edin! Yani tevbenizi bozmayın! Böyle tevbe edince, Rabbiniz, sizi belki affeder ve ağaçlarının, köşklerinin altından, önünden sular akan Cennetlere sokar buyurmuştur. En'âm sûresi, 120. âyet-i kerimesinde mealen; Açık olsun, gizli olsun günahlardan sakınınız! buyurmuştur. Günahlarına tevbe etmek, herkese farz-ı ayındır. Hiç kimse tevbeden kurtulamaz. Nasıl kurtulur ki, Peygamberlerin hepsi tevbe ederdi. Peygamberlerin sonuncusu ve en yükseği olan Muhammed aleyhisselâm buyuruyor ki; Kalbimde envâr-ı ilâhiyyenin gelmesine engel olan perde hasıl oluyor. Bunun için her gün, yetmiş kere istiğfar ediyorum. Yapılan günahta, kul hakkı bulunmayıp, zina yapmak, alkollü içki içmek, çalgı dinlemek, yabancı kadınlara bakmak, Kur’ân-ı kerimi abdestsiz tutmak ve yanlış inanışlara saplanmak gibi, yalnız Allahü teâlâ ile kendi arasında olursa, böyle günahlara tevbe etmek, pişman olmakla, istiğfar okumakla, Allahü teâlâdan utanıp, sıkılıp, Ondan af dilemekle olur. Farzlardan birini özürsüz terk etti ise, tevbe için, bunlarla birlikte, o farzı da yapmak lazımdır. Çünkü bir namazı vaktinde kılmayanın bunu kaza etmesi de farzdır. Günahta kul hakkı da varsa, buna tevbe için, kul hakkını hemen ödemek, onunla helalleşmek, ona iyilik ve dua etmek de lazımdır. Mal sahibi, hakkı olan ölmüş ise, ona dua, istiğfar edip çocuklarına, vârislerine verip ödemeli, bunlara iyilik yapmalıdır. Çocukları, vârisleri bilinmiyorsa, mal ve parayı fakirlere verip, sevabını hak sahibine ve eziyet yapılana niyet etmelidir.”

allaha küfür edene ne yapmalı